C1 seviyesi İngilizce kelimeler
Akademik ve mesleki metinlerde geçen, anlamı daha ince ayrımlar taşıyan kelimeler. Bu listede C1 (İleri) seviyesindeki 1.322 kelime, Türkçe anlamlarıyla yer alıyor. Kelimeye dokununca okunuşunu ve örnek cümlesini görürsün.
A
- abolishyürürlükten kaldırmak
- abortionkürtaj
- absenceyokluk
- absentdevamsız, bulunmayan
- absurdsaçma
- abundancebolluk
- abuseistismar, kötüye kullanma
- academyakademi
- acceleratehızlandırmak
- acceptancekabul
- accessibleerişilebilir
- accomplishmentkazanım, başarı
- accordanceuygunluk
- accordinglybuna göre
- accountabilityhesap verebilirlik
- accountablesorumlu, hesap verebilir
- accumulatebiriktirmek
- accumulationbirikim, birikme
- accusationsuçlama
- accusedsanık
- acquisitionsatın alma, edinim
- activistaktivist, eylemci
- acuteciddi, akut
- adaptationuyarlama
- adherebağlı kalmak
- adjacentbitişik
- adjustmentayarlama, düzeltme
- administeridare etmek
- administrativeidari
- administratoryönetici, idareci
- admissiongiriş, kabul
- adolescentergen
- adoptionevlat edinme
- adverseolumsuz
- advocatesavunmak
- aestheticestetik
- affectionsevgi
- aftermathsonrası
- aggressionsaldırganlık
- agriculturaltarımsal
- aideyardımcı, danışman
- albeitgerçi, her ne kadar
- alertuyarmak, haber vermek
- alignhizalamak
- alignmenthizalama
- alikeaynı şekilde, benzer
- allegationiddia, suçlama
- allegeiddia etmek (kanıtsız)
- allegedlyiddiaya göre
- allianceittifak
- alliedmüttefik
- allocatetahsis etmek, ayırmak
- allocationtahsis, dağıtım
- allow forgöz önünde bulundurmak
- allowanceharçlık, ödenek
- allymüttefik
- aluminumalüminyum
- amateuramatör
- ambassadorbüyükelçi
- ambiguousmuğlak, belirsiz
- amenddeğişiklik yapmak
- amendmentdeğişiklik
- amidarasında, ortasında
- amount totutmak, -e varmak
- analogybenzetme, analoji
- anchorçapa
- angelmelek
- anonymousisimsiz, anonim
- appealingçekici, cazip
- appetiteiştah
- applaudalkışlamak, takdir etmek
- applicablegeçerli, uygulanabilir
- appointatamak
- appreciationtakdir
- approvingonaylayıcı
- arbitrarykeyfi
- architecturalmimari
- archivearşiv
- arenaarena
- arguablybelki de
- arraydizi, yelpaze
- articulatedile getirmek, ifade etmek
- artificiallyyapay olarak
- artisticallysanatsal olarak
- ashkül
- aspirationarzu, hedef
- aspirearzulamak, hedeflemek
- assassinationsuikast
- assaultsaldırı
- assembletoplanmak, monte etmek
- assemblymeclis, toplantı
- assertöne sürmek, iddia etmek
- assertioniddia
- assurancegüvence
- asylumsığınma, iltica
- attainelde etmek, ulaşmak
- attemptedteşebbüs edilen
- attend toilgilenmek
- attendancekatılım, devam
- attributeatfetmek, bağlamak
- auditdenetim
- authenticotantik, gerçek
- authorizeyetki vermek, onaylamak
- autootomobil
- autonomyözerklik
- availabilitymüsaitlik, mevcudiyet
- awaitbeklemek (resmi)
- awkwardlybeceriksizce
B
- back downgeri adım atmak
- backupyedek kopya
- bailkefalet
- ballotoy pusulası
- bannerpankart, afiş
- bareçıplak, açık
- barrelvaril, fıçı
- battlefieldsavaş alanı
- beamışın
- behalfadına
- behavioraldavranışsal
- belovedçok sevilen, sevgili
- benchbank
- benchmarkölçüt, referans noktası
- beneathaltında
- beneficiaryyararlanan, lehdar
- betrayihanet etmek
- bettingbahis yapma
- bindbağlamak, sarmak
- biographybiyografi
- bishoppiskopos
- bitterlyacı bir şekilde
- bizarregarip, acayip
- bladebıçak ağzı
- blastpatlama
- bleedkanamak
- blendkarıştırmak, harmanlamak
- blesskutsamak
- blessingnimet, lütuf
- boastövünmek, böbürlenmek
- boil down toözünde ...e dayanmak
- bolstertakviye etmek
- bonusikramiye, prim
- boomhızlı büyüme
- boostartırmak, canlandırmak
- bouncesekmek, zıplamak
- boundarysınır, sınır çizgisi
- boweğilmek, reverans yapmak
- breachihlal
- breakdownarıza, çöküş
- breakthroughçığır açan buluş
- breedyetiştirmek
- bring aboutyol açmak, sağlamak
- bring forwardöne almak
- broadbandgeniş bant internet
- browsertarayıcı
- brush up ontazelemek
- brutalacımasız, vahşi
- buddyarkadaş, kanka
- buffertampon
- bulkbüyük kısım
- burdenyük, külfet
- bureaucracybürokrasi
- burialgömme, defin
- burstpatlamak
- burst outbirden başlamak
C
- cabinetdolap
- calculationhesaplama
- call upakla getirmek
- capabilitykabiliyet, kapasite
- capitalismkapitalizm
- capitalistkapitalist
- cargokargo, yük
- carriageat arabası, vagon
- carveoymak
- casinokumarhane
- casualtyölü veya yaralı
- catalogkatalog
- cateryemek hizmeti vermek
- cattlesığır
- cautiondikkat, ihtiyat
- cautioustemkinli, ihtiyatlı
- ceasedurmak, sona ermek
- cemeterymezarlık
- chamberoda
- change roundyer değiştirmek
- chaoskaos, kargaşa
- characterizenitelemek, belirlemek
- charmçekicilik, cazibe
- charterkiralamak (uçak, tekne)
- check intoincelemek
- chronickronik, süreğen
- chunkiri parça
- circulateyayılmak, dolaşmak
- circulationdolaşım
- citizenshipvatandaşlık
- civicyurttaşlıkla ilgili
- civiliansivil
- claritynetlik, açıklık
- clashçatışmak
- classificationsınıflandırma
- clingsıkıca tutunmak
- clinicalklinik
- closurekapanma, kapatılma
- clusterküme, öbek
- coalitionkoalisyon
- coastalkıyı, sahil
- cocktailkokteyl
- cognitivebilişsel
- coherenttutarlı
- coincidedenk gelmek, çakışmak
- coldlysoğuk bir tavırla
- collaborateiş birliği yapmak
- collaborationortak çalışma, iş birliği
- collectiveortak, kolektif
- collisionçarpışma
- colonialsömürge
- columnistköşe yazarı
- combatmücadele etmek
- come offsonuçlanmak
- come roundkendine gelmek
- come tokendine gelmek
- come up toulaşmak
- commencebaşlamak (resmi)
- commentaryanlatım, yorum
- commentatoryorumcu, spiker
- commerceticaret, alışveriş
- commissionerkomiser, yetkili
- commodityemtia, mal
- communistkomünist
- companionarkadaş, yoldaş
- comparablebenzer, kıyaslanabilir
- compassionşefkat, merhamet
- compelzorlamak, mecbur etmek
- compellingikna edici
- compensatetelafi etmek
- compensationtazminat
- competenceyeterlilik, yetkinlik
- competentyetkin, ehil
- compilederlemek
- complementtamamlamak, bütünlemek
- complexitykarmaşıklık
- complianceuyum, uyma
- complicationkomplikasyon, sorun
- complyuymak
- compositionbileşim
- compromiseuzlaşma, orta yol
- computehesaplamak, hesap yapmak
- concealgizlemek
- concedekabullenmek
- conceivetasarlamak, düşünmek
- conceptionanlayış, kavrayış
- concessiontaviz
- condemnkınamak
- confessionitiraf
- configurationyapılandırma
- confinesınırlamak
- confinedkapatılmış, dar
- confirmationonay, teyit
- confrontyüzleşmek
- confrontationçatışma, yüzleşme
- congratulatetebrik etmek
- congregationcemaat
- congressionalkongreye ait
- conquerfethetmek
- consciencevicdan
- consciousnessbilinç
- consecutiveart arda, ardışık
- consensusfikir birliği, uzlaşı
- consentrıza, onay
- conservetasarruf etmek, korumak
- consistencytutarlılık
- consolidatepekiştirmek
- constituencyseçim bölgesi
- constituteoluşturmak, teşkil etmek
- constitutionanayasa
- constitutionalanayasal
- constraintkısıtlama
- consultationdanışma, istişare
- contemplateciddi olarak düşünmek
- contemptküçümseme, hor görme
- contendileri sürmek
- contenderaday, yarışmacı
- contentionçekişme, anlaşmazlık
- continuallysürekli olarak
- contractormüteahhit, yüklenici
- contradictionçelişki
- contraryaksine, zıt
- contrastingzıt
- contributorkatkıda bulunan
- conversiondönüştürme, dönüşüm
- convictmahkûm etmek
- convictioninanç, kanaat
- cooperatebirlikte çalışmak
- cooperationiş birliği
- cooperativeiş birliğine yatkın
- coordinatekoordine etmek
- coordinationkoordinasyon, eşgüdüm
- coordinatorkoordinatör
- copperbakır
- copyrighttelif hakkı
- correctiondüzeltme
- correlateilişkili olmak
- correlationilişki, korelasyon
- corresponduyuşmak, örtüşmek
- correspondenceyazışma
- correspondentmuhabir, haberci
- correspondingkarşılık gelen
- corruptionyolsuzluk
- costlypahalı, maliyetli
- counselordanışman, rehber
- counterpartmevkidaş, muadil
- countlesssayısız, hesapsız
- coupdarbe
- courtesynezaket, incelik
- coveringkaplama
- crack down onsert önlem almak
- crawlemeklemek, sürünmek
- creatoryaratıcı, yapımcı
- credibilitygüvenilirlik
- credibleinandırıcı, güvenilir
- creepsessizce ilerlemek
- critiqueeleştirel inceleme
- crowntaç
- crudeham, işlenmemiş
- crushezmek
- crystalkristal
- cultkült, tarikat
- cultivateyetiştirmek, ekmek
- curiositymerak
- custodygözaltı, velayet
- cynicalkuşkucu, alaycı
D
- dambaraj
- damagingzarar verici
- dawnşafak, tan
- deal inticaret yapmak
- debrisenkaz, moloz
- debutilk çıkış
- decayçürüme
- decision-makingkarar verme
- decisivebelirleyici, kesin
- declarationbildiri, beyan
- dedicatedkendini adamış
- dedicationbağlılık, özveri
- deedeylem, iş
- deemsaymak, addetmek
- defaultvarsayılan
- defectkusur, bozukluk
- defensivesavunmacı
- deficiencyeksiklik, yetersizlik
- deficitbütçe açığı, açık
- defykarşı gelmek, hiçe saymak
- delegatedelege, temsilci
- delegationheyet
- delicatehassas
- demoniblis
- denialyalanlama, inkar
- denounceaçıkça kınamak
- denseyoğun, sık
- densityyoğunluk
- dependencebağımlı olma
- depicttasvir etmek, betimlemek
- deploykonuşlandırmak
- deploymentkonuşlandırma
- deprivemahrum bırakmak
- deputyyardımcı, vekil
- derive fromtüremek
- descendinmek
- descentiniş
- designatebelirlemek, atamak
- desirablearzu edilen, istenen
- desktopmasaüstü
- destructiveyıkıcı
- detaingözaltına almak
- detectiontespit, saptama
- detentiongözaltı
- deterioratekötüleşmek, bozulmak
- devastateharap etmek
- devastatingyıkıcı, sarsıcı
- devilşeytan
- devisetasarlamak, geliştirmek
- diagnoseteşhis etmek
- diagnosisteşhis, tanı
- dictatedikte etmek
- dictatordiktatör
- die awayazalmak
- differentiateayırt etmek
- dignityonur, haysiyet
- dilemmaikilem
- dimensionboyut, yön
- diminishazalmak
- dipbatırmak, daldırmak
- diplomatdiplomat
- diplomaticdiplomatik
- directoryrehber, dizin
- disapprovalonaylamama
- disapprovingonaylamayan
- disastrousfeci
- discloseifşa etmek, açıklamak
- disclosureifşa, açıklama
- discoursesöylem
- discretiontakdir yetkisi
- discriminationayrımcılık
- dishonestlysahtekârca
- dismissalişten çıkarma
- displaceyerinden etmek
- disposalbertaraf, atma
- dispose ofelden çıkarmak, imha etmek
- disputeanlaşmazlık, ihtilaf
- disruptaksatmak, bozmak
- disruptionaksama, kesinti
- dissolveçözünmek, eritmek
- distinctionayrım, fark
- distinctivekendine özgü, ayırt edici
- distortçarpıtmak
- distresssıkıntı, ıstırap
- disturbingrahatsız edici
- divertbaşka yöne çevirmek
- divineilahi, kutsal
- doctrineöğreti, doktrin
- documentationbelgeler
- domainalan, uzmanlık alanı
- dominancehakimiyet, üstünlük
- donorbağışçı, donör
- dosedoz
- drainsüzmek, boşaltmak
- drasticköklü, sert
- driftsürüklenmek
- drownsuda boğulmak
- dualçift, ikili
- dubdublaj yapmak
- duoikili
- dwell ontakılıp kalmak
E
- earningskazanç
- easehafifletmek
- echoyankı
- ecologicalekolojik
- educatoreğitimci
- effectivenessetkililik, etkinlik
- efficiencyverimlilik, etkinlik
- egoego
- elaborateayrıntılı
- electoralseçimle ilgili
- elevateyükseltmek, kaldırmak
- eligiblehak sahibi, uygun
- eliteseçkin
- embarkgirişmek, başlamak
- embarrassmentutanç
- embassybüyükelçilik
- embedyerleştirmek, gömmek
- embodysomutlaştırmak
- emergenceortaya çıkış
- empiricalampirik, deneysel
- empowergüçlendirmek
- enactyasalaştırmak
- encompasskapsamak
- encouragementteşvik
- encouragingumut verici
- endlessbitmek bilmeyen, sonsuz
- endorseonaylamak, desteklemek
- endorsementdestek, onay
- endurekatlanmak, dayanmak
- enforceuygulatmak
- enforcementuygulama, yürütme
- engagementnişan
- engagingilgi çekici
- enrichzenginleştirmek
- enrollkaydolmak, kaydettirmek
- ensueardından gelmek
- entailgerektirmek
- enterprisegirişim, işletme
- enthusiastmeraklı, hevesli kişi
- entitlehak tanımak
- entityvarlık, birim
- envisageöngörmek
- epidemicsalgın
- equalityeşitlik
- equationdenklem
- erectdikmek, inşa etmek
- escalatetırmanmak
- essenceöz, esas
- establishmentkuruluş, kurulma
- eternalebedi, sonsuz
- evacuatetahliye etmek
- evokeçağrıştırmak, uyandırmak
- evolutionaryevrimsel
- exaggerateabartmak
- exaggeratedabartılmış
- excellencemükemmellik
- exceptionalolağanüstü, istisnai
- excessaşırı, fazla
- exclusiondışlama, hariç tutma
- exclusiveözel, seçkin
- exclusivelyyalnızca
- executeidam etmek
- executionidam
- exertuygulamak (güç, baskı)
- exilesürgün
- expenditureharcama
- experimentaldeneysel
- expiresüresi dolmak
- explicitaçık seçik
- explicitlyaçıkça, net olarak
- exploitationsömürü
- explosivepatlayıcı
- extremistaşırılık yanlısı
F
- facilitatekolaylaştırmak
- factionhizip, grup
- fadesolmak
- fairnessadalet, hakkaniyet
- fall throughsuya düşmek
- fatalölümcül
- fatekader
- favorableelverişli, olumlu
- feasibleuygulanabilir
- featbüyük başarı
- feministfeminist
- fiberlif
- fierceşiddetli, sert
- filmmakerfilm yapımcısı
- filterfiltre
- firearmateşli silah
- fiscalmali
- flawkusur
- flawedkusurlu
- fleekaçmak
- fleetfilo
- fleshet
- flexibilityesneklik
- flourishgelişip serpilmek
- fluctuatedalgalanmak
- fluidsıvı, akışkan
- footagegörüntü kaydı
- foreigneryabancı (kişi)
- forgekurmak, oluşturmak
- formulaformül
- formulateformüle etmek
- forthileri
- forthcomingyaklaşan
- fostergeliştirmek
- fragilekırılgan, narin
- franchisebayilik
- franklyaçıkçası
- freelyserbestçe, özgürce
- frustratedhüsrana uğramış
- frustratingbıktırıcı, sinir bozucu
- frustrationhüsran, bıkkınlık
- functionalişlevsel
- fundamentallytemelden, kökten
- fundraisingbağış toplama
- funeralcenaze töreni
G
- gamblingkumar
- gatheringtoplantı, buluşma
- gazeuzun uzun bakmak
- gearteçhizat, ekipman
- genocidesoykırım
- get away withyanına kâr kalmak
- gigkonser, sahne işi
- glancegöz atmak
- glimpsebir anlığına görme
- gloriousmuhteşem, görkemli
- gloryşan, şeref
- governanceyönetim, yönetişim
- gracezarafet
- graspkavramak
- gratitudeminnettarlık
- gravemezar
- gravityyerçekimi
- gridşebeke
- griefkeder, yas
- grimiç karartıcı, kasvetli
- grinsırıtmak
- gripsıkıca tutmak, kavrama
- grossbrüt
- guerrillagerilla
- guidancerehberlik, yol gösterme
- guiltsuçluluk
- gutiçgüdü, bağırsak
H
- hailövgüyle karşılamak
- halfwayyarı yolda
- haltdurdurmak
- hammerçekiç
- hand overteslim etmek
- handfulavuç dolusu
- handlingele alma, idare
- handykullanışlı
- harassmenttaciz
- hardshipsıkıntı, zorluk
- hardwaredonanım
- harmonyuyum
- harshsert
- harvesthasat
- hatrednefret
- hauntmusallat olmak
- hazardtehlike, risk
- health caresağlık hizmetleri
- heightenartırmak, yoğunlaştırmak
- heritagemiras
- hierarchyhiyerarşi
- high-profilekamuoyunda tanınan
- hintima, ipucu
- homelandanavatan
- hopefulumutlu
- horizonufuk
- hornboynuz
- hospitalitymisafirperverlik
- hostagerehine
- hostiledüşmanca
- hostilitydüşmanlık
- humanitarianinsani
- humanityinsanlık
- humblealçakgönüllü
- humiliateküçük düşürmek
- hybridhibrit, melez
I
- iconicsimgesel, ikonik
- identificationkimlik belgesi
- ideologicalideolojik
- ideologyideoloji
- ignorancecehalet, bilgisizlik
- imageryimgeler, betimleme
- immensemuazzam
- imminenteli kulağında
- implementationuygulama, hayata geçirme
- implicitüstü kapalı, örtük
- imprisonhapsetmek
- imprisonmenthapis
- impulsedürtü
- inabilityyapamama, yetersizlik
- inadequateyetersiz
- inappropriateuygunsuz
- incidencegörülme sıklığı
- inclinedeğilimli, meyilli
- inclusiondahil edilme
- inconveniencerahatsızlık, zahmet
- incuruğramak, katlanmak
- indicatorgösterge
- indictmentiddianame, suçlama
- indigenousyerli
- induceneden olmak, yol açmak
- indulgekendini şımartmak
- inequalityeşitsizlik
- infamousadı kötüye çıkmış
- infantbebek, süt çocuğu
- infectenfekte etmek
- infectiousbulaşıcı
- inflictzarar vermek, çektirmek
- influentialnüfuzlu, etkili
- inherentdoğasında olan
- inhibitengellemek, kısıtlamak
- initiatebaşlatmak
- injectenjekte etmek
- injectioniğne, enjeksiyon
- injusticeadaletsizlik
- inmatemahkûm
- inquirebilgi almak, sormak
- insideriçeriden biri
- inspectdenetlemek, teftiş etmek
- inspectiondenetim, teftiş
- inspirationilham
- instinctiçgüdü
- institutionalkurumsal
- instructtalimat vermek
- instrumentaletkili, rol oynayan
- insufficientyetersiz, eksik
- insulthakaret etmek
- insultingaşağılayıcı
- intactsağlam, bozulmamış
- intakealım, tüketim
- integralayrılmaz
- integratedbütünleşik, entegre
- integrationentegrasyon, uyum
- integritydürüstlük
- intensifyşiddetlenmek, yoğunlaşmak
- intensityyoğunluk, şiddet
- intensiveyoğun
- intentniyet, amaç
- interactiveetkileşimli
- interfacearayüz
- interferekarışmak
- interferencekarışma, müdahale
- interimgeçici, ara
- interioriç kısım
- intervenemüdahale etmek
- interventionmüdahale
- intimatesamimi, yakın
- intriguingmerak uyandıran
- invaluablepaha biçilmez
- investigatormüfettiş, araştırmacı
- invisiblegörünmez
- invokebaşvurmak, öne sürmek
- involvementkatılım
- iron outpürüzleri gidermek
- ironicironik
- ironicallyironik bir şekilde
- ironyironi
- irrelevantalakasız, ilgisiz
- isolationtecrit, yalnızlık
J
K
L
- landlordev sahibi (kiraya veren)
- landmarksimge yapı
- lapkucak
- large-scalebüyük ölçekli
- laserlazer
- latterikincisi, sonuncusu
- lawnçim, çimenlik
- lawsuitdava
- lay offişten çıkarmak
- layoutdüzen, yerleşim
- leaksızdırmak
- leapsıçramak, atlamak
- legacymiras
- legislationyasa, mevzuat
- legislativeyasama
- legislatureyasama meclisi
- legitimatemeşru, yasal
- lengthyuzun süren
- lethalöldürücü
- liablesorumlu, yükümlü
- liberalliberal, özgürlükçü
- liberationkurtuluş, özgürleşme
- libertyözgürlük, hürriyet
- lifelongömür boyu
- likelihoodolasılık
- limbuzuv
- lineardoğrusal
- lineupkadro
- lingeruzun süre kalmak
- listingprogram listesi, liste
- literacyokuryazarlık
- live up tobeklentiyi karşılamak
- liverkaraciğer
- lobbylobi yapmak
- logkütük
- logicmantık
- long-standinguzun süredir devam eden
- loombelirmek
- loopdöngü, ilmek
- loyaltysadakat
- lumptopak, yumru
M
- machinerymakineler
- magicalbüyülü, sihirli
- magistratesulh hâkimi
- magneticmanyetik, mıknatıslı
- magnitudeboyut, büyüklük
- mainlandanakara
- mainstreamana akım
- maintenancebakım
- mandateyetki
- mandatoryzorunlu
- manifestortaya çıkmak, göstermek
- manipulatemanipüle etmek
- manipulationmanipülasyon
- marginalçok küçük, önemsiz
- marinedeniz ile ilgili
- marketplacepiyasa, pazar yeri
- maskmaske
- massacrekatliam
- mathematicalmatematiksel
- matureolgun
- maximizeen üst düzeye çıkarmak
- meaningfulanlamlı
- meantimebu arada, o arada
- medievalortaçağa ait
- meditationmeditasyon
- melodymelodi, ezgi
- memobilgi notu
- memoiranı kitabı, hatırat
- memorialanıt
- mentorakıl hocası
- merchanttüccar
- mercymerhamet
- meresırf, salt
- merelysadece
- mergebirleşmek
- mergerşirket birleşmesi
- meritliyakat
- methodologymetodoloji
- midstorta, ortası
- migrantgöçmen
- migrationgöç
- milestonedönüm noktası
- militantmilitan
- militiamilis
- milldeğirmen
- mindsetzihniyet, bakış açısı
- minimalçok az, asgari
- minimizeen aza indirmek
- miningmadencilik
- ministrybakanlık
- miraclemucize
- miseryıstırap, sefalet
- misleadingyanıltıcı
- missilefüze
- misusekötüye kullanma
- mitigateetkisini azaltmak
- mobgüruh, kalabalık
- mobilityhareketlilik
- mobilizeseferber etmek
- moderateorta düzeyde, ölçülü
- modificationdeğişiklik
- modulemodül
- momentumivme
- monopolytekel
- motivegüdü, sebep
- motoristsürücü
- municipalbelediyeye ait
- mutualkarşılıklı
N
- namelyyani, şöyle ki
- nationwideülke çapında
- neglectihmal etmek
- neighboringkomşu, bitişik
- nestyuva
- newsletterbülten
- nicheniş, özel alan
- nodbaşını sallamak
- nominateaday göstermek
- nominationadaylık
- nomineeaday
- non-profitkâr amacı gütmeyen
- nonethelessyine de
- nonsensesaçmalık
- noonöğle vakti
- notablekayda değer, önemli
- notablyözellikle
- notificationbildirim
- notifybildirmek
- notoriouskötü şöhretli
- nurserykreş
O
- objectionitiraz
- obligezorunlu kılmak
- obsesstakıntılı olmak
- obsessiontakıntı
- occasionalara sıra olan
- occurrenceolay
- oddlytuhaf bir şekilde
- oddsolasılık, ihtimal
- offeringsunulan ürün
- offsettelafi etmek
- offshoreaçık denizde
- operationalfaal, işler durumda
- opttercih etmek, seçmek
- opticaloptik
- optimismiyimserlik
- oralsözlü
- organizationalorganizasyonel
- orientationoryantasyon
- originatekaynaklanmak
- outbreaksalgın
- outinggezi
- outletpriz
- outlookgörünüm, beklenti
- outragebüyük öfke, infial
- outsideryabancı, dışarıdan biri
- outweighağır basmak
- overlookgözden kaçırmak
- overlyaşırı derecede
- overseedenetlemek, gözetmek
- overtimefazla mesai
- overturnkararı bozmak
- overwhelmbunaltmak
- overwhelmingezici, çok büyük
P
- padbloknot, not defteri
- parameterparametre
- parentalebeveyne ait, veli
- parishkilise bölgesi
- parliamentaryparlamenter
- partialkısmi
- partiallykısmen
- passinggeçiş, geçerken
- passivepasif, edilgen
- pastorpapaz
- patentpatent
- pathwaypatika, yol
- patroldevriye
- patronhami, destekçi
- peakzirve
- peculiartuhaf, garip
- persistsürmek, devam etmek
- persistentinatçı, sürekli
- personnelpersonel
- petitiondilekçe
- pharmaceuticalilaç, farmasötik
- phase outaşamalı olarak kaldırmak
- philosopherfilozof
- pickupkamyonet
- pioneeröncü
- pipelineboru hattı
- piratekorsan
- pitçukur
- play downönemsiz göstermek
- plearica, yakarış
- pleadyalvarmak
- pledgetaahhüt etmek
- plugtıkaç, fiş
- plungeaniden düşmek
- poledirek
- pollanket
- pondgölet
- portfolioportfolyo
- portraytasvir etmek
- postponeertelemek
- practitionerhekim, uygulayıcı
- precautionönlem, tedbir
- precedentemsal
- precisionhassasiyet, kesinlik
- predatoryırtıcı hayvan
- predecessorselef
- predominantlyağırlıklı olarak
- pregnancyhamilelik
- prejudiceönyargı
- preliminaryilk, ön
- premiseöncül, varsayım
- premiumprim
- prescribereçete etmek
- prescriptionreçete
- presentlyşu anda
- preservationkoruma
- presidebaşkanlık etmek
- presidencybaşkanlık
- prestigioussaygın, prestijli
- presumablymuhtemelen
- presumevarsaymak
- prevailgalip gelmek, hakim olmak
- prevalenceyaygınlık
- preventionönleme
- preyav
- prioritizeöncelik vermek
- privatizationözelleştirme
- privilegeayrıcalık
- probesoruşturmak, araştırmak
- problematicsorunlu
- proceedingdava, hukuki işlem
- proceedshasılat, gelir
- processingişleme
- processorişlemci
- proclaimilan etmek
- productiveverimli
- productivityverimlilik
- proficiencyyeterlilik
- profitablekârlı
- profoundderin, köklü
- projectiontahmin, projeksiyon
- prominentönde gelen, tanınmış
- promptlyderhal, hemen
- pronouncedbelirgin
- propagandapropaganda
- propositionteklif, öneri
- prosecutekovuşturmak, yargılamak
- prosecutionsavcılık, iddia makamı
- prosecutorsavcı
- prospectiveolası, potansiyel
- prosperityrefah
- protectivekoruyucu
- protocolprotokol
- provinceil, eyalet
- provincialtaşraya ait, taşra
- provisionsağlama, temin
- provokekışkırtmak
- pull offbaşarmak
- pulsenabız
- pumppompalamak
- punchyumruk
- purelytamamen, sadece
- put forwardöne sürmek
Q
R
- radarradar
- radicalköklü, radikal
- rageöfke, hiddet
- raidbaskın
- rallymiting
- rankingsıralama
- ratiooran
- rationalakılcı, mantıklı
- rayışın
- readilykolaylıkla
- realizationfarkına varma
- realmalan, âlem
- reararka
- reasoningakıl yürütme
- reassureiçini rahatlatmak
- rebelisyancı, asi
- rebellionisyan
- recipientalıcı
- reconstructionyeniden inşa
- recountanlatmak, nakletmek
- referendumreferandum
- reflectionyansıma
- reformreform yapmak
- refugesığınak
- refusalret, reddetme
- regaingeri kazanmak
- regardlessbakılmaksızın
- regimerejim
- regulatordüzenleyici kurum
- regulatorydüzenleyici
- rehabilitationrehabilitasyon
- reignsaltanat, hükümdarlık
- rejectionreddedilme
- relevancealaka, ilgi
- reliabilitygüvenilirlik
- reluctantisteksiz, gönülsüz
- remaindergeri kalan, kalan
- remainskalıntılar
- remedyçare
- reminderhatırlatma
- removalkaldırma
- renderkılmak, hale getirmek
- renewyenilemek
- renownedtanınmış, ünlü
- replacementyerine geçen kişi
- reportedlybildirildiğine göre
- representationtemsil
- reproduceyeniden üretmek
- republiccumhuriyet
- resemblebenzemek
- resideikamet etmek
- residencekonut, ikametgâh
- residentialkonut, yerleşim (alanı)
- resignationistifa
- resiliencedayanıklılık, direnç
- resistancedirenç
- respectivekendi, ilgili
- respectivelysırasıyla
- restorationrestorasyon
- restraintitidal, ölçülülük
- resumeyeniden başlamak
- retreatgeri çekilmek
- retrievegeri almak, kurtarmak
- revelationifşaat
- revengeintikam
- reversetersine çevirmek
- revivalyeniden canlanma
- revivecanlandırmak
- revolutionarydevrimci, çığır açan
- rhetoricsöylem, retorik
- rifletüfek
- riotayaklanma, kargaşa
- ripyırtmak
- ritualritüel, tören
- robustsağlam, güçlü
- rookieçaylak
- rosterkadro listesi
- rotatedönmek, döndürmek
- rotationdönüş, rotasyon
- rule outihtimal dışı bırakmak
- rulingmahkeme kararı
- rumorsöylenti
S
- sackçuval
- sacredkutsal
- sacrificefedakârlık
- safeguardkorumak, güvenceye almak
- sakehatır, uğruna
- sanctionyaptırım
- scamdolandırıcılık
- scattereddağınık, yer yer
- scopekapsam
- scraprafa kaldırmak
- screwvida
- scrutinysıkı inceleme
- sealkapatmak, mühürlemek
- seasonalmevsimlik
- secularlaik
- seeminglygörünüşte
- segmentkesim, bölüm
- seizeel koymak, ele geçirmek
- selectiveseçici
- sensationhis
- sensitivityduyarlılık, hassasiyet
- sentimentduygu, kanaat
- separationayrılık
- sequeldevam filmi
- serialseri
- settlementuzlaşma, anlaşma
- setupkurulum, düzen
- shareholderhissedar
- shatterparamparça olmak
- sheddökmek (yaprak, tüy)
- sheerkatıksız, saf
- shippingkargo, nakliye
- shrinkküçülmek, daralmak
- sighiç çekmek
- simulationsimülasyon
- simultaneouslyeşzamanlı olarak
- singünah
- situatedyer alan, bulunan
- skepticalşüpheci, kuşkucu
- sketcheskiz, taslak
- skipatlamak, es geçmek
- slamçarparak kapatmak
- slaptokat atmak
- slashciddi şekilde düşürmek
- slaverykölelik
- slotyuva, yarık
- smashparçalamak
- snapçat diye kırılmak
- soakıslatmak, bekletmek
- soarfırlamak, hızla artmak
- socialistsosyalist
- soletek, yegâne
- solelyyalnızca, sadece
- solicitoravukat
- solidaritydayanışma
- solotek başına, solo
- sophomoreikinci sınıf öğrencisi
- sovereigntyegemenlik
- spankapsamak, sürmek
- sparkyol açmak, ateşlemek
- specializedözel, uzmanlaşmış
- specificationteknik özellik
- specimennumune, örnek
- spectaclegösteri, manzara
- spectrumyelpaze, spektrum
- sphereküre
- spindönmek
- spineomurga
- spotlightilgi odağı
- spouseeş
- spraysprey
- spycasus
- squadkadro, ekip
- squeezesıkmak
- stabbıçaklamak
- stabilityistikrar
- stabilizedengelemek, sabitlemek
- stakehisse, pay
- starkkeskin, belirgin
- start-upgirişim şirketi
- statisticalistatistiksel
- steeryönlendirmek
- stemsap, gövde
- stem fromkaynaklanmak
- step downgörevden çekilmek
- stereotypekalıp yargı, klişe
- stimulusteşvik, uyarıcı
- stirkarıştırmak
- storagedepolama
- straightforwardbasit, anlaşılır
- strainzorlamak
- strategicstratejik
- streamingçevrimiçi yayın
- stripsoymak
- striveçabalamak
- structuralyapısal
- stumbletökezlemek
- stunşaşkına çevirmek
- submissionteslim, sunma
- subscribeabone olmak
- subscriberabone
- subscriptionabonelik
- subsidysübvansiyon, destek
- substantialkayda değer, büyük
- substantiallybüyük ölçüde
- substituteyedek, yerine koymak
- substitutionoyuncu değişikliği
- subtleince, belli belirsiz
- suburbanbanliyöye ait
- successionveraset, tahta geçme
- successiveardışık, art arda
- successorhalef, yerine geçen
- suedava açmak
- suitesüit
- summitzirve
- superbmükemmel, enfes
- superintendentmüdür, yönetici
- superiorüstün
- supervisedenetlemek, gözetmek
- supervisiongözetim, denetim
- supervisoramir, süpervizör
- supplementtakviye, ek
- supportivedestekleyici
- supposedlygüya, sözde
- suppressbastırmak
- surgeani artış
- surgicalcerrahi
- surpassaşmak, geçmek
- surplusfazla, fazlalık
- surrenderteslim olmak
- surveillancegözetim, takip
- suspensionuzaklaştırma, men
- suspicionşüphe
- suspiciousşüpheli
- sustainsürdürmek
- sustainabilitysürdürülebilirlik
- swingsallamak
- swordkılıç
- symbolicsembolik
- syndromesendrom
- systematicsistematik
T
- tactictaktik
- tacticaltaktiksel
- taxpayervergi mükellefi
- temptcezbetmek, özendirmek
- tenantkiracı
- tenuregörev süresi
- terminatefeshetmek, sona erdirmek
- terrainarazi
- terrificmüthiş, harika
- testifytanıklık etmek
- testimonytanıklık, ifade
- texturedoku
- thankfullyneyse ki
- theoreticalkuramsal, teorik
- thereafterondan sonra
- therebyböylelikle, bu suretle
- thoughtfuldüşünceli
- threadiplik
- thresholdeşik
- thrilledçok mutlu, heyecanlı
- thrivegelişmek, başarılı olmak
- tidegelgit
- tightensıkmak, sıkılaştırmak
- timelyzamanında, yerinde
- tobaccotütün
- tolerancehoşgörü
- toleratetahammül etmek
- tollgeçiş ücreti
- tombmezar, türbe
- tortureişkence
- tossfırlatmak, atmak
- toxiczehirli, toksik
- trademarkticari marka
- trailpatika, iz
- trailerfragman, römork
- transactionişlem
- transcripttranskript, döküm
- transformationdönüşüm
- transittaşıma, transit
- transmissionbulaşma, iletim
- transparencyşeffaflık
- transparentşeffaf
- traumatravma
- treatyantlaşma
- tremendousmuazzam, çok büyük
- tribalkabileye ait
- tribunalözel mahkeme
- tributesaygı, anma
- trimbudamak, kırpmak
- triumphzafer, büyük başarı
- trophykupa, ödül
- troubledsorunlu, sıkıntılı
- trusteemütevelli
- tuitionöğrenim ücreti
- turnoutkatılım oranı
- turnoverciro
- twistburkmak, bükmek
U
- uncontrolledkontrolsüz
- uncoverortaya çıkarmak
- underlyingaltta yatan, temel
- underminebaltalamak, sarsmak
- undoubtedlyşüphesiz
- unprecedentedeşi görülmemiş
- unsteadysallantılı, dengesiz
- unveilkamuoyuna tanıtmak
- unwillinglyistemeyerek
- upcomingyaklaşan, gelecek
- upgradeyükseltmek, güncellemek
- upholdkorumak, savunmak
- utilitykamu hizmeti
- utilizeyararlanmak, kullanmak
- utterlytamamen, büsbütün
V
- vaguebelirsiz, muğlak
- validitygeçerlilik
- vanishortadan kaybolmak
- variabledeğişken
- variedçeşit çeşit, değişik
- vendorsatıcı
- venturegirişim
- verbalsözlü
- verdicthüküm, karar
- verifydoğrulamak
- versenazım, şiir
- versuskarşı
- vesselgemi, tekne
- veterangazi
- viableuygulanabilir, geçerli
- vibrantcanlı, hareketli
- vicekötü alışkanlık
- viciousacımasız, vahşi
- villagerköylü
- violateihlal etmek
- violationihlal
- virtueerdem
- vocalfikrini açıkça söyleyen
- vowyemin etmek, söz vermek
- vulnerabilitysavunmasızlık
- vulnerablesavunmasız, korunmasız
W
- wardkoğuş
- warehousedepo, ambar
- warfareharp, savaş
- warrantmahkeme emri
- warriorsavaşçı
- weakenzayıflatmak
- wear offetkisi geçmek
- weavedokumak
- weedyabani ot
- whatsoeverhiç, hiçbir şekilde
- wherebyki bu sayede
- whipkırbaç
- whollytamamıyla, bütünüyle
- widengenişletmek
- widowdul kadın
- widthgenişlik, en
- willingnessisteklilik
- wipesilmek, silip temizlemek
- witnükte, espri yeteneği
- withdrawalgeri çekilme
- workoutantrenman, egzersiz
- worshipibadet
- worthwhilezahmete değer, faydalı
- worthylayık, hak eden
Y
C1 kelimelerini ezberlemek yerine öğren
Uygulama seviyeni ölçer, kelimeleri unutmadan önce tekrar sorar. Her gün birkaç dakika yeter.