B2 seviyesi İngilizce kelimeler
Haber, makale ve tartışmaları anlamak için gereken kelimeler; YDS ve YÖKDİL okumalarında da sık geçer. Bu listede B2 (Orta-İleri) seviyesindeki 1.344 kelime, Türkçe anlamlarıyla yer alıyor. Kelimeye dokununca okunuşunu ve örnek cümlesini görürsün.
A
- abandonterk etmek
- abandonedterk edilmiş
- absolutemutlak
- absorbemmek
- abstractsoyut
- accentaksan
- acceptablekabul edilebilir
- accidentaltesadüfi
- accidentallykazara
- accommodatebarındırmak, ağırlamak
- accompanyeşlik etmek
- accomplishbaşarmak, gerçekleştirmek
- account foraçıklamak, nedeni olmak
- accuracydoğruluk, kesinlik
- accuratedoğru
- accuratelydoğru bir şekilde
- accusesuçlamak
- acidasit
- acknowledgekabul etmek
- acquireedinmek
- acreakre
- activateetkinleştirmek
- activelyaktif olarak
- actualgerçek
- adaptuyarlamak
- add up totoplamı ... etmek
- addictionbağımlılık
- additionalekstra
- additionallyayrıca, ek olarak
- adequateyeterli
- adequatelyyeterince
- adjustayarlamak
- admirationhayranlık
- adoptevlat edinmek
- advanceilerlemek
- affairolay
- affordableuygun fiyatlı
- afterwardssonra
- agencyajans
- agendagündem
- aggressiveagresif
- agriculturetarım
- aidyardım
- aircraftuçak
- alarmedtelaşlı, endişeli
- alarmingendişe verici
- alienuzaylı
- alongsideyanında
- alphabeticallyalfabetik olarak
- alterdeğiştirmek
- alternativelyalternatif olarak
- altogethertamamen
- ambulanceambulans
- amuseeğlendirmek
- amusingeğlendirici
- analystanalist
- ancestorata
- angeröfke
- angleaçı
- animationanimasyon
- anniversaryyıldönümü
- annualyıllık
- annuallyyıllık olarak
- anticipatebeklemek
- anxietykaygı
- anxiousendişeli
- anxiouslyendişeyle
- apologyözür
- apparentbariz
- apparentlygörünüşe göre
- appealbaşvurmak
- applicantbaşvuran, aday
- approachyaklaşmak
- appropriateuygun
- approvalonay
- approveonaylamak
- approximateyaklaşık
- ariseortaya çıkmak
- armedsilahlı
- armssilahlar
- arrowok
- artificialyapay
- artisticsanatsal
- ashamedutanmış
- asidebir kenara
- aside fromdışında
- aspectaçı
- assessdeğerlendirmek, ölçmek
- assessmentdeğerlendirme, ölçme
- assetmal varlığı
- assignatamak, vermek
- assistanceyardım
- associateilişkilendirmek
- associatedilişkili
- associationdernek
- assumefarz etmek
- assumptionvarsayım
- assuretemin etmek
- astonishinghayret verici
- athleticatletik, sportif
- atomatom
- attachedekli
- attachmentek dosya, bağlılık
- attemptdenemek
- attorneyavukat
- auctionaçık artırma, müzayede
- automaticotomatik
- automaticallyotomatik olarak
- awarenessfarkındalık
- awfullyson derece
- awkwardgarip
B
- back updesteklemek
- bacteriabakteri
- bandagebandaj
- barelyzar zor, ancak
- bargainpazarlık
- barrierengel
- basicallytemelde
- baykörfez
- be left overgeriye kalmak
- beakgaga
- beat updövmek
- begyalvarmak, dilenmek
- beingvarlık, canlı
- beneficialyararlı, faydalı
- bentbükülmüş
- besideyanında
- besidesayrıca, -den başka
- betbahis
- beyondötesinde
- biasönyargı, taraflılık
- bidteklif vermek
- biologicalbiyolojik
- bitteracı
- blamesuçlamak
- blindkör
- boldcesur, gözü pek
- bombingbombalama
- bondbağ
- boresıkmak
- boundyönelmiş
- break inzorla girmek
- break offsona erdirmek
- break outpatlak vermek
- breastgöğüs
- bricktuğla
- briefkısa
- brieflykısaca
- bring downdüşürmek
- bring outortaya çıkarmak
- broadgeniş
- broadcastyayın yapmak
- broadcasteryayıncı
- broadlygenel olarak
- buckdolar (gündelik)
- budgetbütçe
- bughata, böcek
- build upbirikmek, artmak
- bulletmermi
- bunchdemet
- burst intoaniden başlamak
- bushçalı
- buyeralıcı
C
- cablekablo
- calculatehesaplamak
- call forçağrıda bulunmak
- call offiptal etmek
- canceliptal etmek
- cancerkanser
- capableyetenekli
- capacitykapasite
- captureyakalamak
- carbonkarbon
- castatmak
- casualgündelik, rahat
- cavemağara
- cellhücre
- certificatesertifika
- chairmanbaşkan
- chairwomankadın başkan
- championshipşampiyona
- characteristicözellik
- chasekovalamak
- chase awaykovmak
- check onkontrol etmek
- check overgözden geçirmek
- check up ondenetlemek
- cheekyanak
- chiefşef
- chopdoğramak
- chop downkesip devirmek
- chop offkesip koparmak
- circumstancedurum
- citekaynak göstermek
- citizenvatandaş
- civilsivil
- civilizationuygarlık, medeniyet
- clarifyaçıklığa kavuşturmak
- classicklasik
- clerkkatip
- clipklip, kısa video
- closelyyakından
- coincidencetesadüf
- collapseçökmek
- combinationkombinasyon
- come acrosskarşılaşmak
- come upyaklaşmak
- comfortrahatlık
- comicçizgi roman
- commandemretmek
- commissionkomisyon
- commitmentbağlılık
- committeekomite
- commonlyyaygın olarak
- complicatekarmaşık hale getirmek
- complicatedkarmaşık
- componentbileşen, parça
- comprehensivekapsamlı
- comprise-den oluşmak, içermek
- concentrationkonsantrasyon
- conceptkavram
- concernilgilendirmek
- concernedilgili
- concerninghakkında
- concretebeton
- conductyönetmek
- confidencegüven
- conflictçatışma
- confusingkafa karıştırıcı
- confusionkargaşa
- congresskongre
- consciousbilinçli
- consequentlysonuç olarak, bu yüzden
- conservationdoğayı koruma
- conservativemuhafazakar
- considerableönemli
- considerablyoldukça
- considerationdüşünce
- consistenttutarlı, istikrarlı
- consistentlyistikrarlı şekilde
- conspiracykomplo, gizli plan
- constantsürekli
- constantlysürekli olarak
- constructinşa etmek
- constructioninşaat
- consultdanışmak
- consultantdanışman
- consumptiontüketim
- contemporaryçağdaş
- contestyarışma
- continuouslysürekli olarak
- contractsözleşme
- contributekatkıda bulunmak
- contributionkatkı
- controlledkontrollü
- controversialtartışmalı
- controversytartışma, anlaşmazlık
- conveniencekolaylık, rahatlık
- conventiongelenek
- conventionalgeleneksel
- convertdönüştürmek
- conveyiletmek, aktarmak
- coppolis (gündelik)
- copebaşa çıkmak
- coreçekirdek
- corporateşirket, kurumsal
- corporationşirket, kuruluş
- corridorkoridor
- councilmeclis
- count ongüvenmek
- countertezgah
- countyilçe
- couragecesaret
- cover upörtbas etmek
- coveragemedyada yer alma
- crackçatlak
- crackedçatlak
- craftzanaat
- crashçarpışma
- creationyaratma, oluşturma
- creativityyaratıcılık
- creatureyaratık
- crewmürettebat, ekip
- crisiskriz
- crispgevrek
- criterionkriter
- criticeleştirmen
- criticaleleştirel
- criticismeleştiri
- criticizeeleştirmek
- cropmahsul
- crucialkritik
- cry outbağırmak
- curetedavi
- curiousmeraklı
- curiouslymerakla
- curlkıvırmak
- curl upkıvrılmak
- curriculummüfredat
- curveeğri
- curvedeğik
- cut backazaltmak
- cut downkesip devirmek
- cut offkesmek
- cut outkesip çıkarmak
D
- dampnemli
- darecesaret etmek
- date backgeçmişe dayanmak
- deadlineson teslim tarihi
- debatetartışma
- debtborç
- decentdüzgün, makul
- declareilan etmek
- declinegerilemek
- decorationsüsleme
- decorativesüsleyici
- decreaseazalmak
- deeplyderinlemesine
- defeatyenmek
- defencesavunma
- defendsavunmak
- delaygecikmek
- deliberatekasıtlı
- deliberatelykasıtlı olarak
- delighthaz
- delightedmemnun
- deliveryteslimat
- demandtalep
- democracydemokrasi
- demonstrategöstermek
- demonstrationgösteri
- denyinkar etmek
- dependentbağımlı
- depositmevduat
- depressmoralini bozmak
- depresseddepresyonda
- depressingiç karartıcı
- depressiondepresyon
- depthderinlik
- deriveelde etmek
- desertedıssız
- deservehak etmek
- desirearzu
- desperateçaresiz
- desperatelyçaresizce
- destructionyıkım
- detailedayrıntılı
- detectsaptamak, fark etmek
- determinationkararlılık
- devoteadamak
- devote toadamak
- devotedsadık
- die outnesli tükenmek
- differfarklı olmak
- digkazmak
- disabilityengellilik
- disabledengelli
- disagreementanlaşmazlık
- disappointhayal kırıklığına uğratmak
- disappointmenthayal kırıklığı
- disapproveonaylamamak
- discdisk
- disciplinedisiplin
- discouragecesaretini kırmak
- disgustiğrenme
- disgustediğrenmiş
- dishonestdürüst olmayan
- diskdisk
- dismisskovmak
- disorderrahatsızlık, bozukluk
- displaysergilemek
- distantuzak, uzaktaki
- distinctbelirgin, ayrı
- distinguishayırmak
- distributedağıtmak
- distributiondağıtım
- districtbölge
- disturbrahatsız etmek
- diverseçeşitli, farklı
- diversityçeşitlilik
- divisionbölüm
- divorceboşanma
- domesticevcil
- dominantbaskın, hakim
- dominatehakim olmak
- donationbağış
- dotnokta
- downwardaşağıya doğru
- downwardsaşağıya
- dozendüzine
- drafttaslak
- dragsürüklemek
- dramaticdramatik
- dramaticallydramatik olarak
- drop outyarıda bırakmak
- dry upkurumak
- dullsıkıcı
- dumpdökmek
- dynamicdinamik
E
- eageristekli, hevesli
- ecosystemekosistem
- editdüzenlemek (metin, video)
- editionbaskı
- efficientverimli
- elbowdirsek
- elderlyyaşlı
- electseçmek
- elegantzarif
- eliminateortadan kaldırmak
- elsewherebaşka bir yerde
- embarrassutandırmak
- embracebenimsemek
- emergeortaya çıkmak
- emissionsalınım, emisyon
- emotionalduygusal
- emotionallyduygusal olarak
- emphasisvurgu
- emphasizevurgulamak
- empireimparatorluk
- enableolanak tanımak
- encounterkarşılaşmak
- end inile sonuçlanmak
- engagemeşgul etmek
- enhanceartırmak, iyileştirmek
- enjoyableeğlenceli
- enjoymentzevk
- enquirysoruşturma
- ensuresağlamak
- entertainerşovmen
- entertainingeğlendirici
- enthusiasmcoşku
- enthusiasticcoşkulu
- enthusiasticallycoşkulu bir şekilde
- entirebütün
- entirelytamamen
- entrepreneurgirişimci
- envelopezarf
- equivalenteşdeğer
- eraçağ, dönem
- essentiallyaslında
- establishkurmak
- estatearsa
- estimatetahmin
- ethicetik, ahlak anlayışı
- ethicaletik, ahlaki
- ethnicetnik
- evaluatedeğerlendirmek
- evaluationdeğerlendirme
- evidentaçık, belli
- evilkötülük
- evolutionevrim
- evolvegelişmek, evrimleşmek
- examinationsınav
- exceedaşmak
- exceptionistisna
- excessiveaşırı
- exciteheyecanlandırmak
- excludehariç tutmak
- excludinghariç
- excusemazur görmek
- executiveyönetici
- exhibitsergilemek, göstermek
- existencevarlık
- exitçıkış
- expansiongenişleme
- expectationbeklenti
- expensemasraf
- expertiseuzmanlık
- exploitsömürmek
- explorationkeşif, araştırma
- exposemaruz bırakmak
- exposuremaruz kalma
- extendgenişletmek
- extensionuzatma
- extensivegeniş kapsamlı
- extentkapsam
- externaldış, harici
- extractçıkarmak, elde etmek
- extraordinaryolağanüstü
F
- facilitytesis
- facultyfakülte
- failurebaşarısızlık
- faintbaygın, bayılmak
- faithinanç
- faithfulsadık
- faithfullysadakatle
- fameşöhret
- faulthata
- feathertüy
- federalfederal
- feeücret
- feedbackgeri bildirim
- fellowarkadaş
- fetchgidip getirmek
- feverateş
- fighterdövüşçü
- financefinans
- findingbulgu
- firmsağlam
- firmlysıkıca, kararlılıkla
- flamealev
- flashparlamak
- flavortat
- flexibleesnek
- floatyüzmek
- foolaptal
- forecasttahmin
- forgiveaffetmek
- formatbiçim, format
- formationoluşum
- formereski, önceki
- formerlyönceden
- fortunatetalihli, şanslı
- fortuneservet
- foundkurmak
- foundationtemel
- fractionküçük bir kısım
- frameworkçerçeve
- frauddolandırıcılık
- freedomözgürlük
- frequencysıklık
- frequentsık
- fulfillyerine getirmek
- fullytamamen
- fundfon
- fundamentaltemel
- fundingfinansman, fon
- furthermoreüstelik, ayrıca
G
- gainkazanmak
- gamingoyun oynama
- gangçete
- gendercinsiyet
- genegen
- generateüretmek
- geneticgenetik
- geniusdahi, deha
- genretür (sanat, edebiyat)
- genuinegerçek
- genuinelygerçekten, içtenlikle
- gesturejest, el hareketi
- givengöz önüne alındığında
- globalizationküreselleşme
- governyönetmek
- governorvali
- grabkapmak
- gradualkademeli
- graduallyyavaş yavaş
- grandbüyük
- grantvermek
- greatlybüyük ölçüde
- guaranteegaranti
- guidelineyönerge
H
- habitatyaşam alanı
- handlesap
- harborliman
- harmzarar
- harmfulzararlı
- harmlesszararsız
- headquartersgenel merkez
- healiyileşmek, iyileştirmek
- hearingduyma
- heavencennet
- heeltopuk
- hellcehennem
- hencebu yüzden
- hesitatetereddüt etmek
- hiddengizli, saklı
- highwayotoyol
- hipkalça
- hollowiçi boş
- holykutsal
- honoronur
- hookkanca
- horizontalyatay
- householdhane
- housingkonut
- humorousmizahi
- humourmizah
- hungeraçlık
- huntingavcılık, av
- hypothesishipotez, varsayım
I
- iconsimge
- identicalaynı, özdeş
- illusionyanılsama, illüzyon
- illustrategöstermek
- illustrationresim, illüstrasyon
- imaginationhayal gücü
- immigrationgöç, göçmenlik
- immunebağışık
- implementuygulamak
- implicationima
- implyima etmek
- importantlyönemli bir şekilde
- imposedayatmak
- impressetkilemek
- impressedetkilenmiş
- incentiveteşvik
- inchinç
- incidentolay
- incomegelir
- incorporatedahil etmek
- increasinglygiderek
- independencebağımsızlık
- indexdizin
- indicationbelirti
- indirectlydolaylı olarak
- industrialendüstriyel
- inevitablekaçınılmaz
- inevitablykaçınılmaz olarak
- infectionenfeksiyon
- inflationenflasyon
- informbilgilendirmek
- infrastructurealtyapı
- inheritmiras almak
- initialilk
- initiallyilk olarak
- initiativegirişim
- inkmürekkep
- inneriç
- innovationyenilik, inovasyon
- innovativeyenilikçi
- inquirysoruşturma
- insightiçgörü, kavrayış
- insistısrar etmek
- inspireilham vermek
- installkurmak
- instanceörnek
- instituteenstitü
- institutionkurum
- insurancesigorta
- integrateentegre etmek
- intellectualentelektüel, zihinsel
- intendedplanlanmış
- intenseyoğun, şiddetli
- internaliçsel
- interpretyorumlamak
- interpretationyorum
- interruptkesmek
- invadeişgal etmek
- invasionistila
- investigationsoruşturma, araştırma
- investmentyatırım
- investoryatırımcı
- irritatekızdırmak
- irritatedsinirlenmiş
- isolateizole etmek, tecrit etmek
- isolatedücra, izole
J
K
L
- laboremek, iş gücü
- landscapemanzara
- largelybüyük ölçüde
- launchbaşlatmak
- leadershipliderlik
- leaguelig
- leaneğilmek
- legallyyasal olarak
- legendefsane
- licenseruhsat, ehliyet
- lightlyhafifçe
- likewiseaynı şekilde
- limitationkısıtlama, sınırlama
- limitedsınırlı
- literallykelimenin tam anlamıyla
- literaryedebi
- litrelitre
- livelyhareketli, neşeli
- loadyük
- loankredi
- logicalmantıksal
- long-termuzun vadeli
- loosegevşek
- lordlord
- loversevgili
- lowerindirmek
- lungakciğer
M
- magnificentmuhteşem
- maintainsürdürmek
- majorityçoğunluk
- makeupmakyaj
- makingyapım
- manufactureüretmek
- manufacturerüretici
- manufacturingimalat, üretim
- marathonmaraton
- marginkenar boşluğu
- markerişaret kalemi
- masskütle
- massivebüyük
- masterusta
- matchingeşleşen
- mateeş
- maximummaksimum
- mayorbelediye başkanı
- meansaraç
- measurementölçüm
- mechanictamirci
- mechanicalmekanik
- mechanismmekanizma
- medalmadalya
- medicationilaç
- melterimek
- membershipüyelik
- memorableunutulmaz
- metaphormecaz, metafor
- militaryaskeri
- milligrammiligram
- minermadenci
- mineralmineral
- minimumminimum
- ministerbakan
- minorküçük
- minorityazınlık
- miserableperişan, mutsuz
- missiongörev
- mixedkarışık
- modemod
- modestalçakgönüllü
- modifydeğiştirmek, uyarlamak
- monitormonitör
- monstercanavar
- monthlyaylık
- monumentanıt, abide
- moralahlaki
- moreoverüstelik
- mortgagekonut kredisi, ipotek
- mosquecami
- mosquitosivrisinek
- motionhareket
- motivatemotive etmek
- motivationmotivasyon
- motormotor
- mounttırmanmak
- movingdokunaklı
- multiplebirden fazla, çoklu
- multiplyçarpmak
- mysteriousgizemli
- mythefsane, mit
N
- nakedçıplak
- nastyiğrenç, berbat
- navigateyön bulmak
- navigationnavigasyon, seyir
- navydeniz kuvvetleri
- nearbyyakınında
- neatdüzenli
- necessitygereklilik, ihtiyaç
- negotiatemüzakere etmek
- negotiationmüzakere
- nervesinir
- neutraltarafsız
- neverthelessyine de
- newlyyeni
- nickelbeş sentlik bozuk para
- nightmarekâbus
- normnorm, olağan durum
- notebookdefter
- noticeablefark edilir
- notionfikir, kavram
- novelistromancı
- nowadaysgünümüzde
- numerousçok sayıda
- nursinghemşirelik
- nutritionbeslenme
O
- obesityobezite
- obeyitaat etmek
- objectivehedef
- obligationyükümlülük, zorunluluk
- observationgözlem
- observegözlemlemek
- observergözlemci
- obstacleengel
- obtainelde etmek
- occasionallyara sıra
- occupationmeslek
- occupyişgal etmek
- offencesuç
- offendgücendirmek
- offendersuçlu
- offensesuç
- offensivesaldırgan
- officiallyresmen
- ongoingdevam eden, süregelen
- openingaçılış
- openlyaçıkça
- operaopera
- operateçalıştırmak
- operatoroperatör
- opponentrakip
- opposekarşı çıkmak
- opposedkarşı olan
- oppositionmuhalefet
- optimisticiyimser
- orchestraorkestra
- organorgan
- organicorganik
- originköken
- otherwiseaksi takdirde
- outcomesonuç
- outerdış
- outfitkıyafet
- outlineana hat
- outputüretim, çıktı
- outstandingolağanüstü, üstün
- overallgenel olarak
- overcomeüstesinden gelmek
- overnightgece boyunca, geceleyin
- oweborçlu olmak
- ownershipsahiplik, mülkiyet
- oxygenoksijen
P
- pacetempo, hız
- packetpaket
- palmavuç içi
- pandemicpandemi, salgın
- panelkurul, panel
- panicpanik
- paradegeçit töreni
- parallelparalel
- parliamentparlamento, meclis
- part-timeyarı zamanlı
- participantkatılımcı
- participationkatılım
- partlykısmen
- partnershiportaklık
- passagegeçiş
- passionatetutkulu
- passwordşifre, parola
- patchyama
- patiencesabır
- pauseduraklama
- peerakran
- penaltyceza
- pensionemekli maaşı
- perceivealgılamak
- perceptionalgı
- performersanatçı
- permanentkalıcı
- permanentlykalıcı olarak
- permitizin vermek
- perspectivebakış açısı
- pharmacyeczane
- phaseaşama
- phenomenonfenomen
- philosophyfelsefe
- physicallyfiziksel olarak
- physicianhekim, doktor
- pileyığın
- pillhap
- pitchses yüksekliği
- pityacıma
- placementyerleştirme, staj
- plainsade
- pointedsivri
- polishcila, cilalamak
- popularitypopülerlik, rağbet
- portionporsiyon, kısım
- poseteşkil etmek, oluşturmak
- possesssahip olmak
- potentialpotansiyel
- potentiallymuhtemelen
- praiseövmek, övgü
- precedeönce gelmek
- preciouskıymetli
- precisekesin
- preciselytam olarak
- predictabletahmin edilebilir
- preferencetercih
- pregnanthamile
- preparationhazırlık
- presencevarlık
- preservekorumak
- presidentialcumhurbaşkanlığı
- previewön gösterim
- pridegurur
- primarilyöncelikle, esas olarak
- primebaşlıca, asıl
- principalana
- principleilke
- priorönceki
- priorityöncelik
- privacymahremiyet, gizlilik
- probabilityolasılık
- probablemuhtemel
- procedureprosedür
- proceeddevam etmek
- programmingprogramlama
- progressiveilerici
- prohibityasaklamak
- promisingumut verici
- promotionterfi
- promptyol açmak, sevk etmek
- proofkanıt
- proportionoran
- proposalöneri
- proposeönermek
- prospectihtimal
- protectionkoruma
- proteinprotein
- protesterprotestocu
- providedkoşuluyla
- providingkoşuluyla
- psychologicalpsikolojik
- psychologistpsikolog
- psychologypsikoloji
- publicationyayın
- publicitytanıtım
- publishingyayıncılık
- punkpunk (müzik)
- pupilöğrenci
- purchasesatın almak
- puresaf
- pursuetakip etmek
- pursuitpeşinde koşma
- puzzlebulmaca, yapboz
Q
R
- racialırksal, ırk
- racismırkçılık
- racistırkçı
- radiationradyasyon
- railray
- randomrastgele
- rankrütbe
- rapidhızlı
- rapidlyhızlı bir şekilde
- ratsıçan
- ratingpuan, derece
- rawçiğ
- realisticgerçekçi
- reasonablemakul
- reasonablymakul bir şekilde
- rebuildyeniden inşa etmek
- recallhatırlamak
- receiverahize
- recessionekonomik durgunluk
- reckonsanmak, tahmin etmek
- recognitiontanıma
- recoveriyileşmek
- recoveryiyileşme
- recruitişe almak
- recruitmentişe alım
- reductionazaltma
- refereehakem
- refugeemülteci
- refundgeri ödeme, iade
- regarddüşünmek
- regardingilişkin
- regionalbölgesel
- registerkayıt olmak
- registrationkayıt
- regretpişman olmak
- regulatedüzenlemek
- regulationdüzenleme
- reinforcepekiştirmek, güçlendirmek
- relativelynispeten
- relevantilgili
- reliefrahatlama
- relievehafifletmek
- relievedrahatlamış
- relygüvenmek
- rely ongüvenmek
- remainingkalan
- remarkyorum
- remarkabledikkate değer
- rentalkiralama
- repeatedlytekrar tekrar
- reportinghabercilik
- representativetemsilci
- reputationün
- requirementgereklilik
- rescuekurtarmak
- reserveayırtmak, rezerve etmek
- residentikamet eden
- resignistifa etmek
- resistdirenmek
- resolutionkarar
- resolveçözmek
- resorttatil yeri
- restorerestore etmek, onarmak
- restrictkısıtlamak
- restrictionkısıtlama
- résuméözgeçmiş
- retailperakende
- retainelde tutmak
- retirementemeklilik
- revealaçığa çıkarmak
- revenuegelir
- revisiondüzeltme, revizyon
- revolutiondevrim
- rewardödül
- rhythmritim
- ridkurtulmak
- ridiculousgülünç, saçma
- riskyriskli
- rivalrakip, rekabet eden
- robsoymak
- robberysoygun
- rocketroket
- romanceaşk ilişkisi
- rootkök
- rosegül
- roughlykabaca
- rubovmak
- rubberkauçuk, lastik
- ruinharabe
- rulerhükümdar
- ruralkırsal
- rushacele
S
- satelliteuydu
- satisfactionmemnuniyet
- satisfiedmemnun
- satisfytatmin etmek
- savingtasarruf
- scaleölçek
- scandalskandal
- scarekorkutmak
- scenariosenaryo, olası durum
- schemeplan
- scholarâlim, akademisyen
- scholarshipburs
- scratchçizmek
- screamçığlık
- screeninggösterim
- sectorsektör
- securegüvenli
- seekaramak
- seekerarayan kişi
- selectseçmek
- selectionseçim
- selfbenlik
- seminarseminer
- senatesenato
- senatorsenatör
- seniorkıdemli
- sensitivehassas
- sensorsensör, algılayıcı
- separatelyayrı olarak
- sequencesıra, dizi
- sessionoturum
- settleyerleşmek
- settleryerleşimci
- severeşiddetli
- severelyşiddetli şekilde
- shadegölge
- shadowgölge
- shallowsığ
- shameutanç
- shapedşekillendirilmiş
- sharplykeskin bir şekilde
- shelterbarınak
- shockşok
- shockedşok olmuş
- shockingşok edici
- shoot downvurup düşürmek
- shootingatış
- shorekıyı, sahil
- short-termkısa vadeli
- shortagekıtlık, eksiklik
- shortlykısa bir süre sonra
- shotatış
- show offgösteriş yapmak
- show upgelmek, ortaya çıkmak
- shut downkapatmak
- siblingkardeş
- sidewalkkaldırım
- signatureimza
- significanceönem
- significantönemli
- significantlyönemli ölçüde
- silencesessizlik
- silkipek
- sinceresamimi
- skilfullyustalıkla
- skilledbecerikli
- skullkafatası
- slidekaymak
- slighthafif
- slipkaymak
- sloganslogan
- slopeyokuş
- smoothlysorunsuzca
- so-calledsözde, sözüm ona
- sociallysosyal olarak
- solargüneşe ait, güneş
- somehowbir şekilde
- sometimebir ara, bir zaman
- somewhatbiraz
- sophisticatedgelişmiş, sofistike
- soreağrılı
- soulruh
- spareyedek
- specialistuzman
- speciestür
- specifybelirtmek
- spectaculargöz alıcı, muhteşem
- spectatorseyirci
- speculatetahmin yürütmek
- speculationspekülasyon, tahmin
- spicebaharat
- spilldökmek
- spiritualmanevi
- spitekin
- splitbölmek
- split upayrılmak
- spoilbozmak
- spokesmansözcü
- spokespersonsözcü
- spokeswomankadın sözcü
- sponsorsponsor
- sponsorshipsponsorluk
- sportingsporla ilgili, sportif
- stableistikrarlı
- stalltezgâh, stand
- stancetutum, duruş
- staredik dik bakmak
- start offbaşlamak
- start outbaşlamak
- start upçalıştırmak
- statusdurum
- steadilydüzenli olarak
- steadysabit
- steambuhar
- steelçelik
- steepdik
- stickyyapışkan
- stiffsert
- stimulateteşvik etmek
- stingsokmak
- stockstok
- streamdere
- strengthengüçlendirmek
- stretchuzanmak
- strictkatı
- strictlykesinlikle
- strikevurmak
- strikingçarpıcı
- strokedarben
- strugglemücadele etmek
- stunningnefes kesici, çok güzel
- submitteslim olmak
- subsequentsonraki
- subsequentlydaha sonra
- suburbbanliyö
- sufferingacı
- sufficientyeterli
- sufficientlyyeterince
- suiteduygun
- sumtoplam
- supersüper
- surgeoncerrah
- surgeryameliyat
- surroundkuşatmak
- surroundingçevreleyen
- survivalhayatta kalma
- survivorhayatta kalan
- suspectşüphelenmek
- suspendaskıya almak
- sustainablesürdürülebilir
- swallowyutmak
- swearyemin etmek
- sweatterlemek
- sweepsüpürmek
- swollenşişmiş
- sympatheticsempatik
- sympathysempati
T
- tackleele almak
- tagetiket
- take downindirmek, yıkmak
- take inanlamak
- take onüstlenmek
- take overdevralmak
- talemasal, hikâye
- tankdepo
- tapmusluk
- tattoodövme
- tearyırtmak
- tear upyırtıp atmak
- teasetakılmak, dalga geçmek
- technologicalteknolojik
- teengenç
- templetapınak
- temporarilygeçici olarak
- temporarygeçici
- tendencyeğilim
- tensegergin
- tensiongerilim
- terminalterminal
- termsşartlar, koşullar
- terriblykorkunç bir şekilde
- terrifyçok korkutmak
- territorytoprak, bölge
- terrordehşet
- terrorismterörizm
- terroristterörist
- testingtest etme, deneme
- textbookders kitabı
- thefthırsızlık
- therapistterapist
- therapyterapi, tedavi
- thesistez
- thicknesskalınlık
- thoroughtam
- thoroughlytamamen
- threattehdit
- threatentehdit etmek
- threateningtehditkâr
- thumbbaş parmak
- thusböylece
- tie upbağlamak
- timingzamanlama
- tissuedoku, kağıt mendil
- toneses tonu, üslup
- toughzor, sert
- tournamentturnuva
- traceiz
- tradingalım satım
- traditionallygeleneksel olarak
- tragedytrajedi, facia
- tragictrajik, acı
- traitözellik, nitelik
- transferaktarmak, transfer etmek
- transformdönüştürmek
- transitiongeçiş
- transmityayınlamak, iletmek
- traptuzak
- treasurehazine
- trialyargılama, deneme
- tribekabile
- triggertetiklemek
- troopasker, birlik
- tropicaltropik
- trulygerçekten, içtenlikle
- trustgüvenmek, güven
- tunemelodi, ezgi
- tunneltünel
- twistedbükülmüş, çarpık
U
- ultimatenihai, en büyük
- ultimatelysonunda, nihayetinde
- unacceptablekabul edilemez
- uncertainbelirsiz, emin olmayan
- uncertaintybelirsizlik
- unclearnet olmayan, açık olmayan
- unconsciousbaygın, bilinçsiz
- undergogeçirmek, uğramak
- undergraduatelisans öğrencisi
- underneathalt tarafında, altında
- undertakeüstlenmek
- underwatersu altında
- undogeri almak, çözmek
- unexpectedbeklenmedik
- unexpectedlybeklenmedik şekilde
- unfairlyhaksız yere
- unfoldgelişmek, açmak
- unfortunatetalihsiz
- unhappinessmutsuzluk
- unimportantönemsiz
- uniqueeşsiz, benzersiz
- unitebirleşmek, birleştirmek
- unityberaberlik, birlik
- universalevrensel
- universeevren
- unknownbilinmeyen
- unlimitedsınırsız
- unloadboşaltmak, indirmek
- unreasonablemakul olmayan, mantıksız
- unsuccessfulbaşarısız
- unusuallyalışılmadık şekilde
- unwillingisteksiz
- uponüzerine
- upperüst
- upsettingüzücü
- upside downbaş aşağı, ters
- upwardyükselen, yukarı doğru
- upwardsyukarıya doğru
- urbankentsel
- urgeısrarla teşvik etmek
- urgentacil
- usagekullanım
- uselessişe yaramaz
V
- validgeçerli
- variationfarklılık, değişim
- varydeğişiklik göstermek
- vastçok geniş, uçsuz bucaksız
- venuemekân, etkinlik yeri
- verticaldikey
- viaüzerinden, yoluyla
- victoryzafer
- viewpointbakış açısı
- violenceşiddet
- virtualsanal
- virtuallyneredeyse, hemen hemen
- visavize
- visiblegörünür
- visionvizyon, öngörü
- visualgörsel
- vitalhayati, çok önemli
- vitaminvitamin
- volumeses seviyesi, hacim
- voluntaryisteğe bağlı, gönüllü
- voterseçmen
W
- wageişçi ücreti, ücret
- waistbel
- wanderdolaşmak, gezinmek
- weaknesszayıflık, zayıf yön
- wealthservet, zenginlik
- wealthyvarlıklı, zengin
- wear outeskitmek, yıpratmak
- weeklyhaftalık
- weirdtuhaf, acayip
- welfarerefah, esenlik
- well-beingiyilik hali, esenlik
- wheatbuğday
- whereasoysa, halbuki
- whereverher nerede, her nereye
- whicheverhangisi olursa olsun
- whisperfısıldamak
- whistledüdük, ıslık
- whoeverher kim, kim olursa olsun
- whomkime, kimi
- widelyyaygın olarak
- widespreadyaygın, geniş çaplı
- wildlifeyaban hayatı
- willingistekli, razı
- winningkazandıran, galip gelen
- wiretel, kablo
- wisdombilgelik
- wiseakıllıca, bilge
- withdrawgeri çekmek
- witnesstanık, şahit
- workforceişgücü
- workplaceiş yeri
- workshopatölye, çalıştay
- woundyara
- wrapsarmak, paketlemek
- wristel bileği
X
Z
B2 kelimelerini ezberlemek yerine öğren
Uygulama seviyeni ölçer, kelimeleri unutmadan önce tekrar sorar. Her gün birkaç dakika yeter.