A2 seviyesi İngilizce kelimeler
Alışveriş, yol sorma, hobiler ve geçmişte olanları anlatma gibi basit günlük durumlarda kullanılan kelimeler. Bu listede A2 (Temel) seviyesindeki 853 kelime, Türkçe anlamlarıyla yer alıyor. Kelimeye dokununca okunuşunu ve örnek cümlesini görürsün.
A
- a couplebirkaç, bir iki
- abilityyetenek
- ableyapabilmek
- abroadyurtdışında
- acceptkabul etmek
- accidentkaza
- according togöre
- achievebaşarmak
- acthareket
- activeaktif
- actuallyaslında
- advantageavantaj
- adventuremacera
- advertisereklam yapmak
- advertisementreklam
- advertisingreklamcılık
- affectetkilemek
- againstkarşı
- ahah, ha
- airlinehavayolu şirketi
- alivecanlı
- all righttamam
- allowizin vermek
- almostneredeyse
- aloneyalnız
- alongboyunca
- alphabetalfabe
- alreadyzaten
- alternativealternatif
- althoughrağmen
- a.m.öğleden önce
- amongarasında
- amountmiktar
- ancientantik
- angrilykızgın bir şekilde
- ankleayak bileği
- anybodyherhangi biri
- anymoreartık
- anywayzaten
- anywhereherhangi bir yerde
- appmobil uygulama
- appeargörünmek
- appearancegörünüm
- applybaşvurmak
- architectmimar
- architecturemimarlık, mimari
- arguetartışmak
- argumenttartışma
- armyordu
- arrangedüzenlemek
- arrangementdüzenleme
- arrive atulaşmak
- asleepuykuda
- assistantasistan
- athletesporcu, atlet
- attacksaldırmak
- attendkatılmak
- attentiondikkat
- attractiveçekici
- audienceseyirci
- audiosesli, ses
- authoryazar
- availablemevcut
- averageortalama
- avoidkaçınmak
- awardödül
- awfulkorkunç
B
- backgroundarka plan
- badlykötü bir şekilde
- barbar
- baseddayalı
- beanfasulye
- bearkatlanmak
- beardsakal
- beatdövmek
- beautifullygüzel bir şekilde
- beefsığır eti
- behavedavranmak
- behaviordavranış
- belongait olmak
- belong toait olmak
- beltkemer
- benefitfayda
- billionmilyar
- binçöp kutusu
- biologybiyoloji
- birthdoğum
- biscuitbisküvi
- bitparça
- blankboş
- bloodkan
- blowüfleme
- boardtahta
- boilkaynamak
- bonekemik
- borrowödünç almak
- bosspatron
- bottomalt
- bowlkase
- brainbeyin
- bridgeköprü
- brightparlak
- brilliantparlak
- brokenkırılmış
- brushfırça
- burnyanmak
- businessmaniş adamı
- buttondüğme
C
- call backgeri aramak
- calm downsakinleşmek, sakinleştirmek
- campkamp
- campingkamp yapma
- campuskampüs
- candyşekerleme
- carebakım
- carefuldikkatli
- carefullydikkatlice
- carpethalı
- cartoonçizgi film, karikatür
- casedurum
- cashnakit
- castlekale
- catchyakalamak
- causesebep olmak
- celebratekutlamak
- celebrityünlü kişi
- centimetresantimetre
- certainkesin
- certainlykesinlikle
- chanceşans
- characterkarakter
- charityhayır kurumu
- chatsohbet etmek
- check ingiriş yapmak
- check outçıkış yapmak
- chefaşçı, şef
- chemistrykimya
- chipçip
- choiceseçim
- churchkilise
- cigarettesigara
- circleçember
- classicalklasik (müzik, sanat)
- clean uptemizlemek
- clearaçık
- clearlyaçıkça
- cleverzeki
- climateiklim
- climbingtırmanış
- closedkapalı
- closetgömme dolap
- clothinggiyim
- cloudbulut
- coachantrenör, koç
- coastkıyı
- codekod
- colleaguemeslektaş
- collecttoplamak
- columnsütun
- come iniçeri girmek
- come onhaydi, acele et
- comedykomedi
- comfortablerahat
- commentyorum
- communicateiletişim kurmak
- communitytopluluk
- competeyarışmak
- competitionyarışma
- complainşikayet etmek
- completelytamamen
- conditionkoşul
- conferencekonferans
- connectbağlamak
- connectedbağlı
- considerdüşünmek
- containiçermek
- contextbağlam
- continentkıta
- continuedevam etmek
- controlkontrol
- cookeraşçı
- cookiekurabiye
- copykopya
- cornerköşe
- correctlydoğru bir şekilde
- countsaymak
- coupleçift
- coverörtmek
- crazyçılgın
- creativeyaratıcı
- creditkredi
- credit cardkredi kartı
- crimesuç
- criminalsuçlu
- crossgeçmek
- crowdkalabalık
- crowdedkalabalık
- cryağlamak
- cupboarddolap
- curlykıvırcık
- cycledöngü
D
- dailygünlük
- dangertehlike
- dataveri
- deadölü
- dealanlaşma
- deathölüm
- decisionkarar
- deepderin
- definitelykesinlikle
- degreederece
- dentistdişçi
- departmentdepartman
- dependbağlı olmak
- desertterk etmek
- designertasarımcı
- destroyyok etmek
- detectivededektif
- developgelişmek
- devicecihaz
- diarygünlük
- differentlyfarklı şekilde
- digitaldijital
- directdoğrudan
- directionyön
- directoryönetmen
- disagreekatılmamak
- disappeargözden kaybolmak
- disasterfelaket
- discoverkeşfetmek
- discoverykeşif
- discussiontartışma
- diseasehastalık
- distancemesafe
- divorcedboşanmış
- documentbelge
- doubleçift
- downloadindirmek (internetten)
- dramadram
- drawerçekmece
- drawingresim, çizim
- dreamrüya
- drivingsürüş
- dropdüşürmek
- drugilaç
- drykuru
E
- each otherbirbirine
- earnkazanmak
- earthdünya
- easilykolayca
- educationeğitim
- effectetki
- eighteenthon sekizinci
- eightiethsekseninci
- eitherya da
- electricelektrik
- electricalelektrikli
- electricityelektrik
- electronicelektronik
- elevatorasansör
- eleventhon birinci
- employistihdam etmek
- employeeçalışan
- employerişveren
- emptyboş
- endingson
- energyenerji
- enginemotor
- engineermühendis
- enormousmuazzam
- entergirmek
- environmentçevre
- equipmentekipman
- errorhata
- especiallyözellikle
- essaymakale
- etc.vs.
- everydaygündelik, günlük
- everywhereher yerde
- evidencedelil
- exacttam
- exactlytam olarak
- excellentmükemmel
- excepthariç
- existvar olmak
- expectbeklemek
- experiencedeneyim
- experimentdeney
- expertuzman
- explanationaçıklama
- expressifade etmek
- expressionifade
- extremeaşırı
- extremelyson derece
F
- factorfaktör
- factoryfabrika
- failbaşarısız olmak
- fairadil
- fanvantilatör
- farmingçiftçilik
- fashionmoda
- fearkorku
- featureözellik
- feedbeslemek
- femaledişi
- fictionkurgu
- fieldalan
- fifteenthon beşinci
- fiftiethellinci
- fightdövüşmek
- figurerakam
- finallysonunda
- find outöğrenmek
- fingerparmak
- finishedbitmiş
- fishingbalıkçılık
- fituygun
- fixtamir etmek
- flugrip
- focusodak
- fogsis
- followingsonraki
- foreignyabancı
- forestorman
- forkçatal
- formalresmi
- fortiethkırkıncı
- fortunatelyneyse ki
- forwardileriye
- fourteenthon dördüncü
- freshtaze
- fridgebuzdolabı
- frogkurbağa
- furnituremobilya
- furtherdaha fazla
G
H
I
- idealideal
- identifytanımlamak
- illhasta
- illnesshastalık
- imagegörüntü
- immediatelyhemen
- impossibleimkansız
- includingdahil
- increaseartırmak
- incredibleinanılmaz
- independentbağımsız
- individualbirey
- industrysanayi
- informalresmi olmayan
- injuryyaralanma
- insectböcek
- insideiçinde
- insteadyerine
- instead ofyerine
- instructiontalimat
- instructoreğitmen
- instrumentenstrüman
- intelligentzeki
- internationaluluslararası
- introductiontanıtım
- inventicat etmek
- inventionicat
- invitationdavet, davetiye
- invitedavet etmek
- involveiçermek
- itemmadde
- itselfkendisi
J
K
L
- lablab, laboratuvar
- ladybayan
- lakegöl
- lamplamba
- laptopdizüstü bilgisayar
- laughterkahkaha, gülüşme
- lawkanun
- lawyeravukat
- lazytembel
- leadöncülük etmek
- leaderlider
- leasten az
- lectureders
- lemonlimon
- lendödünç vermek
- lessdaha az
- levelseviye
- lifestyleyaşam tarzı
- liftkaldırmak
- likelymuhtemel
- linkbağlantı
- lockkilit
- lostkayıp
- loudyüksek ses
- loudlyyüksek sesle
- lovelygüzel
- lowalçak
- luckşans
- luckyşanslı
- luggagebagaj
M
- mailposta
- majorana
- maleerkek
- manageyönetmek
- manageryönetici
- mannertavır
- markişaret
- marryevlenmek
- materialmalzeme
- mathmatematik
- mathematicsmatematik
- mattermadde
- maymümkün
- mediamedya
- medicaltıbbi
- medicineilaç
- memoryhafıza
- mentionbahsetmek
- metalmetal
- methodyöntem
- middleorta
- mightmümkün
- mindzihin
- minebenimki
- mirrorayna
- missingkayıp
- mobilemobil
- monkeymaymun
- moonay
- mostlyçoğunlukla
- motorcyclemotosiklet
- movementhareket
- musicalmüzikal
- musicianmüzisyen
- myselfkendim
N
O
P
- packpaketlemek
- painağrı
- painterressam
- palacesaray
- pantspantolon
- parkingpark etme
- particularbelirli
- passgeçmek
- passengeryolcu
- patientsabırlı
- patterndesen
- peacebarış
- pennypeni
- perbaşına
- percentyüzde
- performicra etmek
- perhapsbelki
- permissionizin
- personalitykişilik
- petevcil hayvan
- petrolbenzin
- physicalfiziksel
- physicsfizik
- pickseçmek
- pilotpilot
- planetgezegen
- plasticplastik
- platetabak
- platformplatform
- pleasedmemnun
- pocketcep
- politekibar
- pollutionkirlilik
- poppatlamak
- populationnüfus
- positionpozisyon
- possessionmülkiyet
- possibilityihtimal
- posterafiş, poster
- powergüç
- predicttahmin etmek, öngörmek
- presidentbaşkan
- preventönlemek
- printbasmak
- printeryazıcı
- prisonhapishane
- prizeödül
- processsüreç
- produceüretmek
- professionalprofesyonel
- professorprofesör
- profileprofil
- programprogram
- progressilerleme
- promisesöz vermek
- pronouncetelaffuz etmek
- protectkorumak
- providesağlamak
- pubbar, birahane
- publickamu
- publishyayınlamak
- pullçekmek
- purposeamaç
- pushitmek
Q
R
- raceyarış
- railroaddemiryolu
- railwaydemiryolu
- raiseyükseltmek
- rateoran
- rathertercihen
- reachulaşmak
- reacttepki vermek
- realizefarkına varmak
- receivealmak
- recentson
- recentlyson zamanlarda
- receptionresepsiyon
- recipetarif
- recognizetanımak
- recommendtavsiye etmek
- recordkayıt
- recordingkayıt
- recyclegeri dönüştürmek
- reduceazaltmak
- referatıfta bulunmak
- refrigeratorbuzdolabı
- refusereddetmek
- regionbölge
- regulardüzenli
- relationshipilişki
- removekaldırmak
- repairtamir etmek
- replaceyerine koymak
- replycevap vermek
- reportermuhabir
- requestistek
- researcharaştırma
- researcheraraştırmacı
- respondcevap vermek
- responsecevap
- restdinlenmek
- reviewgözden geçirmek
- ringyüzük
- riseyükselmek
- rockkaya
- rolerol
- roofçatı
- roundyuvarlak
- routerota
- rubbishçöp
- rudekaba
- runnerkoşucu
- runningkoşu
S
- sadlyüzgünce
- safegüvenli
- sailyelken açmak
- sailingyelken
- salarymaaş
- salesatış
- saltytuzlu
- saucesos
- savekurtarmak
- scaredkorkmuş
- scarykorkutucu
- scenesahne
- scheduleprogram
- scissorsmakas
- scorepuan
- screenekran
- searcharama
- seasonmevsim
- seatkoltuk
- secondlyikinci olarak
- secretgizli
- secretarysekreter
- seemgörünmek
- senseduyu
- separateayırmak
- seriesdizi
- seriousciddi
- servehizmet etmek
- servicehizmet
- severalbirkaç
- shakesallamak
- shallgerekmek
- shapeşekil
- sheetçarşaf
- shipgemi
- shoulderomuz
- shoutbağırmak
- shutkapatmak
- sideyan
- signişaret
- silvergümüş
- simplebasit
- sinceçünkü
- singingşarkı söyleme
- singletek
- sirbayım
- sitealan
- sixtiethaltmışıncı
- sizeboyut
- skikayak yapmak
- skiingkayak (sporu)
- skincilt
- skygökyüzü
- slowlyyavaşça
- smartphoneakıllı telefon
- smellkoku
- smilegülümsemek
- smokeduman
- smokingsigara içme
- sneakerspor ayakkabı
- soapsabun
- soccerfutbol
- socialsosyal
- societytoplum
- sockçorap
- softyumuşak
- soldierasker
- solutionçözüm
- solveçözmek
- somewherebir yerde
- sorttür
- sourcekaynak
- speakerkonuşmacı
- specificspesifik
- speechkonuşma
- speedhız
- spiderörümcek
- spoonkaşık
- squarekare
- stageaşama
- stairmerdiven
- stamppul
- statedurum
- stealçalmak
- stepadım
- stomachmide
- stonetaş
- storemağaza
- stormfırtına
- stoveocak, soba
- straightdüz
- strangegarip
- strategystrateji
- stressstres
- structureyapı
- stupidaptal
- subwaymetro
- succeedbaşarmak, başarılı olmak
- successfulbaşarılı
- suchböyle
- suddenlyaniden
- suggestönermek
- suggestionöneri
- suittakım elbise
- suitcasebavul
- supportdesteklemek
- supposevarsaymak
- surprisesürpriz
- surprisedşaşırmış
- surprisingşaşırtıcı
- surveyanket
- sweettatlı
- switch offkapatmak
- symbolsembol
- systemsistem
T
- tablettablet
- take offhavalanmak
- targethedef
- taskgörev
- tastetat
- teachingöğretim
- technologyteknoloji
- teenageergenlik çağındaki
- temperaturesıcaklık
- termterim
- themselveskendileri
- thickkalın
- thiefhırsız
- thinince
- thinkingdüşünce
- thirtiethotuzuncu
- thoughtdüşünce
- throwatmak
- throw awayçöpe atmak
- tidydüzenli
- tiebağlamak
- timetabletarife, ders programı
- tipbahşiş, ipucu
- toolalet, araç
- topüst, tepe
- touchdokunmak
- tourtur
- tourismturizm
- towards-e doğru
- towelhavlu
- towerkule
- toyoyuncak
- trackpist, parkur
- traditiongelenek
- traditionalgeleneksel
- trainerantrenör, eğitmen
- trainingeğitim, antrenman
- transportulaşım, taşıma
- transportationtaşımacılık
- traveleryolcu, gezgin
- troublesorun, dert
- try onprova etmek
- turn offkapatmak (cihaz)
- turn onaçmak (cihaz)
- twelfthon ikinci
- twentiethyirminci
- twinikiz
- typicaltipik
U
V
W
- waitresskadın garson
- walletcüzdan
- warsavaş
- wavedalga
- weakzayıf, güçsüz
- webinternet, ağ
- weddingdüğün
- weightağırlık, kilo
- wetıslak
- wheeltekerlek
- while-iken, sırasında
- wholebütün, tüm
- whosekimin
- widegeniş
- wildvahşi, yabani
- windrüzgâr
- winnerkazanan
- wishdilemek
- woodtahta, odun
- woodenahşap, tahtadan
- workingçalışma, çalışan
- worriedendişeli, kaygılı
- worryendişelenmek
- worsedaha kötü
- worsten kötü
- write downnot almak
Y
Z
A2 kelimelerini ezberlemek yerine öğren
Uygulama seviyeni ölçer, kelimeleri unutmadan önce tekrar sorar. Her gün birkaç dakika yeter.