B1 seviyesi İngilizce kelimeler
Seyahat, iş, okul ve sağlık gibi konularda kendini ifade etmeni sağlayan kelimeler. Bu listede B1 (Orta) seviyesindeki 799 kelime, Türkçe anlamlarıyla yer alıyor. Kelimeye dokununca okunuşunu ve örnek cümlesini görürsün.
A
- absolutelykesinlikle
- academicakademik
- accesserişim
- accommodationkonaklama
- accounthesap
- achievementbaşarı
- adreklam
- add uptoplamak
- additionilave
- administrationyönetim, idare
- admirehayran olmak
- admitkabul etmek
- advancedgelişmiş
- advertilan
- advisetavsiye etmek
- affordkarşılayabilmek
- agedyaşlı
- agentajan
- agreementanlaşma
- aheadönünde
- aimnişan almak
- alarmalarm
- albumalbüm
- alcoholalkol
- alcoholicalkollü
- aloudsesli
- alphabeticalalfabetik
- amazehayran bırakmak
- amazedhayran olmuş
- ambitionhırs
- ambitioushırslı, iddialı
- amusedeğlenmiş
- analyseanaliz etmek
- analysisanaliz
- announceduyurmak
- announcementduyuru
- annoykızdırmak
- annoyedkızgın
- annoyingsinir bozucu
- apartayrı
- apart fromhariç
- apologizeözür dilemek
- applicationbaşvuru
- appointmentrandevu
- appreciatetakdir etmek
- approximatelyyaklaşık olarak
- arresttutuklamak
- arrivalvarış
- assignmentödev, görev
- assistyardım etmek
- atmosphereatmosfer
- attacheklemek
- attitudetavır
- attractçekmek
- attractionçekicilik
- authorityyetki
- awakeuyanık
- awarefarkında
B
- backwardgeri
- backwardsgeriye
- bad-temperedaksi
- baggagebagaj
- bakefırında pişirmek
- balancedenge
- banyasaklamak
- basetaban
- base ondayandırmak
- basictemel
- basistemel
- batterypil
- battlesavaş
- beautygüzellik
- beliefinanç
- believe ininanmak
- bellçan
- bendbükmek
- biteısırmak
- blockblok
- blow outüfleyip söndürmek
- blow uphavaya uçurmak
- bombbomba
- bordersınır
- botherzahmet etmek
- branchdal
- brandmarka
- bravecesur
- break downbozulmak
- break intozorla girmek
- break upayrılmak
- breathnefes
- breathenefes almak
- breathe innefes almak
- breathe outnefes vermek
- breathingnefes alma
- brightlyparlak bir şekilde
- bring backgeri getirmek
- bring upbüyütmek
- bubblekabarcık
- burn downyanıp kül olmak
- burntyanmış
- burygömmek
C
- calmsakin
- calmlysakin bir şekilde
- campaignkampanya
- candidateaday
- capkep
- captainkaptan
- cardboardkarton
- care forbakmak
- carelessdikkatsiz
- carelesslydikkatsizce
- carry ondevam etmek
- carry outyerine getirmek, uygulamak
- catch upyetişmek
- categorykategori
- ceilingtavan
- celebrationkutlama
- centralmerkezi
- ceremonytören
- chainzincir
- challengemeydan okuma
- championşampiyon
- channelkanal
- chapterbölüm
- chargeücret almak
- cheaplyucuza
- cheathile yapmak
- cheerfulneşeli
- cheerfullyneşeli bir şekilde
- chemicalkimyasal
- chemistkimyager
- chequeçek
- chestgöğüs
- chewçiğnemek
- childhoodçocukluk
- chinçene
- claimiddia etmek
- clapalkışlamak
- clicktıklamak
- clientmüşteri
- clothkumaş
- clueipucu
- coalkömür
- coinmadeni para
- collectionkoleksiyon
- colouredrenkli
- combinebirleştirmek
- come outortaya çıkmak
- comfortablyrahat bir şekilde
- commercialticari
- commitişlemek
- communicationiletişim
- comparisonkarşılaştırma
- competitiverekabetçi
- competitorrakip
- complaintşikayet
- complexkarmaşık
- concentratekonsantre olmak
- concentrate onüzerinde yoğunlaşmak
- concludesonuçlandırmak
- conclusionsonuç
- confidentkendine güvenen
- confirmdoğrulamak
- confusekafasını karıştırmak
- confusedkafası karışmış
- connectionbağlantı
- consequencesonuç
- consistoluşmak
- consist ofoluşmak
- consumetüketmek
- consumertüketici
- contacttemas
- containerkonteyner
- contentmemnun
- continuoussürekli
- contrastzıtlık
- convenientuygun
- convinceikna etmek
- cool downsoğumak
- costumekostüm
- cottagekulübe
- cottonpamuk
- coughöksürük, öksürmek
- countrysidekırsal bölge
- courtmahkeme
- coveredörtülü
- cross outüstünü çizmek
- cruelacımasız
- culturalkültürel
- currentşimdiki
- currentlyşu anda
- curtainperde
- customgelenek
- customsgümrük
- cut updoğramak
D
- damagehasar
- deafsağır
- deal withuğraşmak
- decadeon yıl
- decide onkarar vermek
- decoratesüslemek
- definetanımlamak
- definitekesin
- definitiontanım
- deliverteslim etmek
- departureayrılma
- depend ongüvenmek
- despiterağmen
- destinationvarış yeri, hedef
- determinebelirlemek
- determinedkararlı
- developmentgelişim
- diagramdiyagram
- diamondelmas
- difficultyzorluk
- directlydoğrudan
- dirtkir
- disadvantagedezavantaj
- disappointedhayal kırıklığına uğramış
- disappointinghayal kırıklığı yaratan
- discountindirim
- disgustingiğrenç
- dislikesevmemek
- dividebölmek
- documentarybelgesel
- donatebağışlamak
- doubtşüphe
- dress upşık giyinmek
- dressedgiyinmiş
- drugstoreeczane
- drumdavul
- drunksarhoş
- dry offkurulamak
- duevadesi dolmuş
- dusttoz
- dutygörev
- dyingölmekte olan
E
- earthquakedeprem
- easterndoğuda
- economicekonomik
- economyekonomi
- edgekenar
- editoreditör
- educateeğitmek
- educatedeğitimli
- educationaleğitici, eğitimsel
- effectiveetkili
- effectivelyetkili bir şekilde
- effortçaba
- electionseçim
- elementelement
- embarrassedutanmış
- embarrassingutanç verici
- emergencyacil durum
- emotionduygu
- employmentiş
- encouragecesaretlendirmek
- enemydüşman
- engagedmeşgul
- engineeringmühendislik
- entertaineğlendirmek
- entertainmenteğlence
- entrancegiriş
- entrygiriş
- environmentalçevresel
- episodebölüm (dizi)
- equaleşit
- equallyeşit olarak
- escapekaçmak
- essentialgerekli
- eventuallysonunda
- examineincelemek
- exchangedeğişim
- excitementheyecan
- exhibitionsergi
- expandgenişletmek
- expectedbeklenen
- experienceddeneyimli
- explodepatlamak
- explorekeşfetmek
- explosionpatlama
- exportihracat
F
- facingkarşısında, -e bakan
- fairlyadil bir şekilde
- familiartanıdık
- fancyhoşlanmak
- fartherdaha uzak
- farthesten uzak
- fascinatingbüyüleyici
- fashionablemodaya uygun
- fastenbağlamak
- favoriyilik
- fenceçit
- fightingdövüş
- figure outçözmek
- filedosya
- financialfinansal
- fitnessform
- fixedsabit, değişmez
- flagbayrak
- floodsel
- flourun
- flowakış
- foldkatlamak
- forcegüç
- foreversonsuza kadar
- frameçerçeve (resim)
- freezedonmak
- frequentlysık sık
- friendshiparkadaşlık
- frightenkorkutmak
- frightenedkorkmuş
- frighteningkorkutucu
- frozendonmuş
- frykızartmak
- fuelyakıt
- functionişlev
- furkürk
G
H
- handwritingel yazısı
- hangasmak
- happinessmutluluk
- hardlyneredeyse hiç
- headlinemanşet
- heatingısıtma
- heavilyağır şekilde
- helicopterhelikopter
- help outyardım etmek
- highlightvurgulamak
- highlyçok
- hirekiralamak
- historictarihi
- historicaltarihsel, tarihi
- honestdürüst
- honestlydürüstçe
- horriblekorkunç, berbat
- horrorkorku
- hostev sahibi
- huntavlamak
- hurricanekasırga
- hurryacele etmek
I
- identitykimlik
- ignoregörmezden gelmek
- illegalyasadışı
- imaginaryhayali
- immediateacil
- immigrantgöçmen
- impactetki
- importithal etmek, ithalat
- importanceönem
- impressionizlenim
- impressiveetkileyici
- improvementiyileştirme
- incrediblyinanılmaz derecede
- indeedgerçekten
- indicatebelirtmek
- indirectdolaylı
- indoorkapalı, kapalı alan
- indoorsiçeride
- influenceetkilemek
- ingredientmalzeme
- injureyaralamak
- injuredyaralı
- innocentmasum
- insist onısrar etmek
- intelligencezeka
- intendniyet etmek
- intentionniyet
- investyatırım yapmak
- investigatesoruşturmak
- involvedilgili
- irondemir
- issuekonu
J
K
L
- labeletiket
- laboratorylaboratuvar
- lackeksiklik
- latesten son
- layyatırmak
- layerkatman
- leadingönde gelen
- leafyaprak
- leatherderi
- lectureröğretim görevlisi
- legalyasal
- leisureboş zaman
- lengthuzunluk
- limitsınır
- lipdudak
- liquidsıvı
- literatureedebiyat
- livingyaşam
- locatebulmak
- locatedbulunan, yer alan
- locationkonum
- lonelyyalnız
- losskayıp
- luxurylüks
M
N
O
P
- packagepaket
- painfulağrılı
- palesoluk
- pantava
- participatekatılmak
- particularlyözellikle
- passiontutku
- pathyol
- paymentödeme
- peacefulbarışçıl
- percentageoran, yüzdelik
- perfectlymükemmel bir şekilde
- performanceperformans
- personallyşahsen
- persuadeikna etmek
- photocopyfotokopi
- photographerfotoğrafçı
- photographyfotoğrafçılık
- piniğne
- pintpint
- pipeboru
- planningplanlama
- pleasanthoş
- pleasurezevk
- plentybol miktar
- plotkomplo
- plusartı
- podcastpodcast
- poemşiir
- poetşair
- poetryşiir
- poisonzehir
- poisonouszehirli
- policypolitika
- politelykibarca
- politicalsiyasi
- politicianpolitikacı
- politicssiyaset
- portliman
- portraitportre
- possiblybelki
- potçömlek
- pourdökmek
- povertyyoksulluk
- powdertoz
- powerfulgüçlü
- practicalpratik
- praydua etmek
- prayerdua
- predictiontahmin, öngörü
- preparedhazırlıklı
- presentationsunum
- pressbasmak
- pressurebasınç
- pretendnumara yapmak
- previousönceki
- previouslyönceden
- priestrahip
- primarybirincil
- princeprens
- princessprenses
- printingmatbaacılık, baskı
- prisonermahkum
- privateözel
- producerüretici
- productionüretim
- professionmeslek
- profitkâr
- promoteterfi ettirmek
- properuygun
- properlydüzgün bir şekilde
- propertymülk
- protestprotesto
- proudgururlu
- provekanıtlamak
- punishcezalandırmak
- punishmentceza
Q
R
- racingyarış
- rangearalık
- rarenadir
- rarelynadiren
- reactiontepki
- realitygerçeklik
- receiptfiş, makbuz
- recommendationtavsiye, öneri
- referencereferans
- reflectyansıtmak
- regularlydüzenli olarak
- rejectreddetmek
- relateilişkilendirmek
- relatedilişkili
- relationilişki
- relativegöreceli
- relaxedrahatlamış
- relaxingrahatlatıcı
- releaseserbest bırakmak
- reliablegüvenilir
- religiondin
- religiousdini
- remainkalmak
- remindhatırlatmak
- remind ofhatırlatmak
- remoteuzak
- renewableyenilenebilir
- rentkiralamak
- rentedkiralanmış
- repeatedtekrar eden
- representtemsil etmek
- requiregerektirmek
- reservationrezervasyon
- resourcekaynak
- respectsaygı
- responsibilitysorumluluk
- responsiblesorumlu
- retireemekli olmak
- retiredemekli
- revisedüzeltmek, revize etmek
- riskrisk
- robotrobot
- rollyuvarlamak
- romanticromantik
- ropeip
- roughpürüzlü
- rowsıra
- royalkraliyet
- rugbyragbi
S
- sadnessüzüntü
- safetygüvenlik
- sailordenizci
- sampleörnek
- sandkum
- scantaramak
- scientificbilimsel
- scriptmetin, senaryo
- secondaryikincil
- securitygüvenlik
- seedtohum
- semesterdönem
- sensiblemakul
- seriouslyciddi şekilde
- servanthizmetçi
- setkurmak
- settingortam, mekân
- sewdikmek
- sewingdikiş
- sexcinsiyet
- sexualcinsel
- sharpkeskin
- shavetıraş olmak
- shelfraf
- shellkabuk
- shiftdeğiştirmek
- shineparlamak
- shinyparlak
- shootvurmak
- shut upsusmak
- shyutangaç
- sightgörme
- signalsinyal
- silentsessiz
- sillysaçma
- similaritybenzerlik
- similarlybenzer şekilde
- simplybasitçe
- sincerelysamimiyetle
- sinkbatmak
- skilfulbecerikli
- slaveköle
- sleeveelbise kolu
- slicedilim
- slightlyhafifçe
- smartzeki
- smoothpürüzsüz
- softlyyumuşakça
- softwareyazılım
- soiltoprak
- solidkatı
- sort outdüzenlemek, halletmek
- southerngüneyli
- specializeuzmanlaşmak
- specificallyözellikle, özel olarak
- spendingharcama
- spicybaharatlı
- spiritruh
- spokenkonuşulan
- spotnokta
- spreadyayılmak
- stadiumstadyum
- staffpersonel
- standardstandart
- statisticistatistik
- statueheykel
- stickçubuk
- strangelygarip bir şekilde
- strangeryabancı
- strengthgüç
- stringip
- stripeşerit
- stronglygüçlü bir şekilde
- studiostüdyo
- stuffşey
- substancemadde
- successfullybaşarıyla
- suddenani
- sufferacı çekmek
- suitableuygun
- summarizeözetlemek
- summaryözet
- supplytedarik etmek
- supporterdestekçi
- surelykesinlikle
- surfaceyüzey
- survivehayatta kalmak
- switchdeğiştirmek
- symptombelirti
T
- tailkuyruk
- take awaygötürmek
- take backgeri almak
- talentyetenek
- talentedyetenekli
- taxvergi
- technicalteknik
- techniqueteknik
- tendeğilimli olmak
- tentçadır
- theirsonlarınki
- themetema
- theoryteori
- thereforebu nedenle
- thougholsa da
- throatboğaz
- throughoutboyunca
- tightsıkı
- tightlysıkıca
- tillkadar
- tinteneke
- tinyminicik, çok küçük
- tirelastik
- tiringyorucu
- toeayak parmağı
- tonton
- tonguedil (organ)
- totaltoplam
- totallytamamen, kesinlikle
- tradeticaret
- translateçevirmek, tercüme etmek
- translationçeviri
- treatdavranmak, tedavi etmek
- treatmenttedavi
- trendeğilim, trend
- triangleüçgen
- tricknumara, hile
- truthgerçek, hakikat
- try outdenemek, test etmek
- tubetüp, boru
- turn aroundarkasına dönmek
- turn downkısmak, reddetmek
- turn intodönüşmek
- turn outortaya çıkmak
- turn overters çevirmek
- turn upsesini açmak
- typicallytipik olarak
U
- uglyçirkin
- unableyapamayan
- uncomfortablerahatsız, rahat olmayan
- underweariç çamaşırı
- unemployedişsiz
- unemploymentişsizlik
- unfairhaksız, adaletsiz
- unfriendlysoğuk, dostça olmayan
- unionsendika, birlik
- unkindkırıcı, kaba
- unless-medikçe, -mezse
- unlike-den farklı olarak
- unlikelypek olası olmayan
- unluckyşanssız
- unnecessarygereksiz
- unpleasanthoş olmayan, nahoş
- untidydağınık
- updategüncellemek, güncelleme
- upsetüzgün, üzmek
- use uptüketmek, bitirmek
- usedikinci el, kullanılmış
V
W
- warm upısınmak
- warnuyarmak
- warninguyarı
- wasteboşa harcamak, israf
- watch outdikkat etmek
- weaponsilah
- weightartmak
- well-knowniyi bilinen, tanınmış
- westernbatılı, batı
- whateverher ne, ne olursa olsun
- wheneverher ne zaman
- whetherolup olmadığı
- wingkanat
- withindahilinde, içinde
- wondermerak etmek
- woolyün
- work outspor yapmak
- worldwidedünya çapında
- worryingendişe verici
- worth-e değer, değerinde
- writtenyazılı
Y
B1 kelimelerini ezberlemek yerine öğren
Uygulama seviyeni ölçer, kelimeleri unutmadan önce tekrar sorar. Her gün birkaç dakika yeter.