A1 seviyesi İngilizce kelimeler
İngilizceye yeni başlayanlar için en temel kelimeler: kendini tanıtma, aile, sayılar, günler ve günlük eşyalar. Bu listede A1 (Başlangıç) seviyesindeki 920 kelime, Türkçe anlamlarıyla yer alıyor. Kelimeye dokununca okunuşunu ve örnek cümlesini görürsün.
A
- abouthakkında
- aboveüzerinde
- acrosskarşısında
- actioneylem
- activityaktivite
- actoroyuncu
- actresskadın oyuncu
- addeklemek
- addressadres
- adjectivesıfat
- adultyetişkin
- adverbzarf (dilbilgisi)
- advicetavsiye
- afraidkorkmuş
- aftersonra
- afternoonöğleden sonra
- againyine
- ageyaş
- agoönce
- agreekatılmak
- airhava
- airporthavaalanı
- allhepsi
- alsoayrıca
- alwaysher zaman
- amazingşaşırtıcı
- andve
- angrykızgın
- animalhayvan
- anotherbaşka
- answercevap
- anyherhangi bir
- anyoneherhangi biri
- anythingherhangi bir şey
- apartmentapartman
- appleelma
- AprilNisan
- areaalan
- armkol
- aroundçevresinde
- arrivevarmak
- artsanat
- articlemakale
- artistsanatçı
- asolarak
- asksormak
- atda
- AugustAğustos
- aunthala/teyze
- autumnsonbahar
- awayuzak
B
- babybebek
- backsırt
- badkötü
- bagçanta
- balltop
- bananamuz
- bandbant
- bankbanka
- baseballbeyzbol
- basketballbasketbol
- bathbanyo
- bathroombanyo
- beolmak
- beachplaj
- beautifulgüzel
- becauseçünkü
- because ofnedeniyle
- becomeolmak
- bedyatak
- bedroomyatak odası
- beerbira
- beforeönce
- beginbaşlamak
- beginningbaşlangıç
- behindarkasında
- believeinanmak
- belowaltında
- besten iyi
- betterdaha iyi
- betweenarasında
- bicyclebisiklet
- bigbüyük
- bikebisiklet
- billfatura
- birdkuş
- birthdaydoğum günü
- blacksiyah
- blogblog
- blondesarı saçlı
- bluemavi
- boattekne
- bodyvücut
- bookkitap
- bootbot
- boredsıkılmış
- boringsıkıcı
- borndoğmuş
- bothher ikisi
- bottleşişe
- boxkutu
- boyoğlan
- boyfrienderkek arkadaş
- breadekmek
- breakkırmak
- breakfastkahvaltı
- bringgetirmek
- brothererkek kardeş
- brownkahverengi
- buildinşa etmek
- buildingbina
- busotobüs
- businessiş
- busymeşgul
- butama
- buttertereyağı
- buysatın almak
- bytarafından
- byehoşça kal
C
- cafekafe
- cakepasta
- callaramak
- calledadlı, denilen
- camerakamera
- can-ebilmek
- canteneke kutu
- cannotyapamamak
- capitalbaşkent
- cararaba
- cardkart
- careerkariyer
- carrothavuç
- carrytaşımak
- catkedi
- CDCD
- cell phonecep telefonu
- centsent
- centremerkez
- centuryyüzyıl
- chairsandalye
- changedeğiştirmek
- charttablo
- cheapucuz
- checkkontrol etmek
- cheesepeynir
- chickentavuk
- childçocuk
- chocolateçikolata
- chooseseçmek
- cinemasinema
- cityşehir
- classsınıf
- classroomsınıf
- cleantemiz
- climbtırmanmak
- clocksaat
- closekapatmak
- closeyakın
- clothesgiysi
- clubkulüp
- coatceket
- coffeekahve
- coldsoğuk
- collegekolej
- colourrenk
- comegelmek
- come from-den gelmek, -li olmak
- commonyaygın
- companyşirket
- comparekarşılaştırmak
- completetamamlamak
- computerbilgisayar
- concertkonser
- congratulationstebrikler
- conversationkonuşma
- cookpişirmek
- cookingyemek yapma
- coolserin
- correctdoğru
- costmaliyet
- couldyapabilirdi
- countryülke
- coursekurs
- cousinkuzen
- cowinek
- creamkrema
- createoluşturmak
- culturekültür
- cupfincan
- customermüşteri
- cutkesmek
D
- dadbaba (gündelik)
- dancedans etmek
- dancerdansçı
- dancingdans etme
- dangeroustehlikeli
- darkkaranlık
- datetarih
- daughterkız evlat
- daygün
- dearsevgili
- DecemberAralık
- decidekarar vermek
- deliciouslezzetli
- describetanımlamak
- descriptiontanım
- designtasarım
- deskmasa
- detailayrıntı
- dialoguediyalog
- dictionarysözlük
- dieölmek
- dietdiyet
- differencefark
- differentfarklı
- difficultzor
- dinnerakşam yemeği
- dirtykirli
- discusstartışmak
- dishtabak
- doyapmak
- doctordoktor
- dogköpek
- dollardolar
- doorkapı
- downaşağı
- downstairsalt kat
- drawçizmek
- dressgiyinmek
- drinkiçmek
- drivesürmek
- driversürücü
- duringsüresince
- DVDDVD
E
- eachher biri
- earkulak
- earlyerken
- eastdoğu
- easykolay
- eatyemek
- eggyumurta
- eightsekiz
- eighteenon sekiz
- eighthsekizinci
- eightyseksen
- elephantfil
- elevenon bir
- elsebaşka
- emaile-posta
- endson
- enjoyzevk almak
- enoughyeterli
- euroeuro
- evendüz
- eveningakşam
- eventetkinlik
- everhiç
- everyher
- everybodyherkes
- everyoneherkes
- everythingher şey
- examsınav
- exampleörnek
- excitedheyecanlı
- excitingheyecan verici
- exerciseegzersiz
- expensivepahalı
- explainaçıklamak
- extraekstra
- eyegöz
F
- faceyüz
- factgerçek
- falldüşmek
- falseyanlış
- familyaile
- famousünlü
- fantasticfantastik, harika
- faruzak
- farmçiftlik
- farmerçiftçi
- fasthızlı
- fatyağ
- fatherbaba
- favoritefavori
- FebruaryŞubat
- feelhissetmek
- feelingduygu
- festivalfestival
- fewaz
- fifteenon beş
- fifthbeşinci
- fiftyelli
- filldoldurmak
- filmfilm
- finalson
- findbulmak
- fineiyi
- finishbitirmek
- fireateş
- firstilk
- fishbalık
- fivebeş
- flatdüz
- flightuçuş
- floorzemin
- flowerçiçek
- flyuçmak
- followtakip etmek
- foodgıda
- footayak
- footballfutbol
- foriçin
- forgetunutmak
- formoluşturmak
- fortykırk
- fourdört
- fourteenon dört
- fourthdördüncü
- freeözgür
- FridayCuma
- friendarkadaş
- friendlyarkadaşça
- fromitibaren
- frontön
- fruitmeyve
- fulldolu
- funeğlence
- funnykomik
- futuregelecek
G
H
- hairsaç
- halfyarım
- handel
- happenolmak
- happymutlu
- hardsert
- hatşapka
- hatenefret
- havesahip olmak
- have tozorunda olmak
- heo (erkek)
- headbaş
- healthsağlık
- healthysağlıklı
- hearduymak
- hellomerhaba
- helpyardım
- heronun
- hereburada, buraya
- heyhey
- himerhaba
- highyüksek
- himonu
- hisonun
- historytarih
- hobbyhobi
- holidaytatil
- homeev
- homeworkev ödevi
- hopeumut
- horseat
- hospitalhastane
- hotsıcak
- hotelotel
- hoursaat
- houseev
- hownasıl
- howeverancak
- hundredyüz
- hungryaç
- husbandkoca
I
J
K
L
- landarazi
- languagedil
- largebüyük
- lastson
- lategeç
- laterdaha sonra
- laughgülmek
- learnöğrenmek
- leaveayrılmak
- leftsol
- legbacak
- lessonders
- letizin vermek
- lettermektup
- librarykütüphane
- lieyatmak
- lifehayat
- lightışık
- likebeğenmek
- lineçizgi
- lionaslan
- listliste
- listendinlemek
- littleküçük
- liveyaşamak
- localyerel
- longuzun
- lookbakmak
- losekaybetmek
- lotçok
- loveaşk
- lunchöğle yemeği
M
- machinemakine
- magazinedergi
- mainana
- makeyapmak
- manadam
- manyçok
- mapharita
- MarchMart
- marketpazar
- marriedevli
- matcheşleşme
- maybebelki
- meben
- mealöğün
- meananlamına gelmek
- meaninganlam
- meatet
- meetbuluşmak
- meetingtoplantı
- memberüye
- menumenü
- messagemesaj
- metermetre
- midnightgece yarısı
- milemil
- milksüt
- millionmilyon
- minutedakika
- misskaçırmak
- mistakehata
- mobile phonecep telefonu
- modelmodel
- modernmodern
- momanne
- momentan
- MondayPazartesi
- moneypara
- monthay
- moredaha fazla
- morningsabah
- mosten çok
- motheranne
- mountaindağ
- mousefare
- mouthağız
- movehareket etmek
- moviefilm
- MrsBayan (evli)
- MsBayan
- muchçok
- mumanne
- museummüze
- musicmüzik
- mustzorunda
- mybenim
N
- nameisim
- naturaldoğal
- nearyakın
- needihtiyaç
- negativeolumsuz
- neighborkomşu
- neighborhoodmahalle
- neverasla
- newyeni
- newshaber
- newspapergazete
- nextsonraki
- next toyanında
- nicegüzel
- nightgece
- ninedokuz
- nineteenon dokuz
- ninetydoksan
- ninthdokuzuncu
- nohayır
- no onehiç kimse
- nobodyhiç kimse
- northkuzey
- noseburun
- notdeğil
- notenot
- nothinghiçbir şey
- NovemberKasım
- nowşimdi
- numbersayı
- nursehemşire
O
P
- pagesayfa
- paintboya
- paintingresim
- pairçift
- paperkağıt
- paragraphparagraf
- parentebeveyn
- parkpark
- partparça
- partnerortak
- partyparti
- passportpasaport
- pastgeçmiş
- payödemek
- penkalem
- pencilkurşun kalem
- peopleinsanlar
- pepperbiber
- perfectmükemmel
- perioddönem
- personkişi
- personalkişisel
- phonetelefon
- photofotoğraf
- photographfotoğraf
- phraseifade
- pianopiyano
- pictureresim
- pieceparça
- pigdomuz
- pinkpembe
- pizzapizza
- placeyer
- planplan
- planedüzlem
- plantbitki
- playoynamak
- playeroyuncu
- pleasememnun etmek
- pointnokta
- policepolis
- poolhavuz
- poorfakir
- popularpopüler
- positivepozitif
- possiblemümkün
- postdirek
- potatopatates
- poundpound
- practiceuygulama
- prefertercih etmek
- preparehazırlamak
- presentmevcut
- prettysevimli
- pricefiyat
- probablymuhtemelen
- problemsorun
- productürün
- projectproje
- purplemor
- putkoymak
Q
R
- radioradyo
- rainyağmur
- readokumak
- readerokuyucu
- readingokuma
- readyhazır
- realgerçek
- reallygerçekten
- reasonneden
- redkırmızı
- relaxrahatlamak
- rememberhatırlamak
- repeattekrar etmek
- reportrapor vermek
- restaurantrestoran
- resultsonuç
- returndönmek
- ricepirinç
- richzengin
- ridebinmek
- rightdoğru
- rivernehir
- roadyol
- roomoda
- routinerutin
- rulekural
- runkoşmak
S
- sadüzgün
- saladsalata
- salttuz
- sameaynı
- sandwichsandviç
- SaturdayCumartesi
- saysöylemek
- schoolokul
- sciencebilim
- scientistbilim insanı
- seadeniz
- secondikinci
- sectionbölüm
- seegörmek
- sellsatmak
- sendgöndermek
- sentencecümle
- SeptemberEylül
- sevenyedi
- seventeenon yedi
- seventyyetmiş
- sharepaylaşmak
- sheo (kadın)
- sheepkoyun
- shirtgömlek
- shoeayakkabı
- shopdükkan
- shoppingalışveriş
- shortkısa
- shouldgerek
- showgöstermek
- showerduş
- sickhasta
- similarbenzer
- singşarkı söylemek
- singerşarkıcı
- sisterkız kardeş
- sitoturmak
- situationdurum
- sixaltı
- sixteenon altı
- sixthaltıncı
- sixtyaltmış
- skillbeceri
- skirtetek
- sleepuyku
- slowyavaş
- smallküçük
- snakeyılan
- snowkar
- soböylece
- somebazı
- somebodybirisi
- someonebiri
- somethingbir şey
- sometimesbazen
- sonoğul
- songşarkı
- soonyakında
- sorryüzgün
- soundses
- soupçorba
- southgüney
- spacealan
- speakkonuşmak
- specialözel
- spellhecelemek
- spellingyazım, imla
- spendharcamak
- sportspor
- springbahar
- standdurmak
- staryıldız
- startbaşlamak
- statementbeyan
- stationistasyon
- staykalmak
- stillhareketsiz
- stopdurmak
- storyhikaye
- streetsokak
- stronggüçlü
- studentöğrenci
- studyçalışmak
- stylestil
- subjectkonu
- successbaşarı
- sugarşeker
- summeryaz
- sungüneş
- SundayPazar
- sunnygüneşli
- supermarketsüpermarket
- sureemin
- sweaterkazak
- swimyüzmek
- swimmingyüzme
T
- T-shirttişört
- tablemasa
- takealmak
- talkkonuşmak
- talluzun
- taxitaksi
- teaçay
- teachöğretmek
- teacheröğretmen
- teamtakım
- teenagerergen, genç
- telephonetelefon
- televisiontelevizyon
- tellsöylemek
- tenon
- tennistenis
- terriblekorkunç
- testtest
- textmetin
- thandaha
- thankteşekkür etmek
- thanksteşekkürler
- thato, şu
- thebelirli
- theatretiyatro
- theironların
- themonları
- theno zaman
- thereorada
- thesebunlar, bu
- theyonlar
- thingşey
- thinkdüşünmek
- thirdüçüncü
- thirstysusamış
- thirteenon üç
- thirtyotuz
- thisbu
- thousandbin
- threeüç
- throughiçinden
- ThursdayPerşembe
- ticketbilet
- timezaman
- tiredyorgun
- titlebaşlık, unvan
- to-e, -a
- todaybugün
- togetherbirlikte
- toilettuvalet
- tomatodomates
- tomorrowyarın
- tonightbu gece
- toofazla, de/da
- toothdiş
- topickonu
- touristturist
- townkasaba
- traffictrafik
- traintren
- travelseyahat etmek
- treeağaç
- tripgezi, yolculuk
- trouserspantolon
- truckkamyon
- truedoğru, gerçek
- trydenemek, çalışmak
- TuesdaySalı
- turndönmek, çevirmek
- TVTV, televizyon
- twelveon iki
- twentyyirmi
- twiceiki kez
- twoiki
- typetür, çeşit
U
V
W
- waitbeklemek
- waitergarson
- wakeuyandırmak
- wake upuyanmak
- walkyürümek
- wallduvar
- wantistemek
- warmılık, sıcak
- washyıkamak
- watchizlemek, seyretmek
- watersu
- wayyol, yöntem
- webiz
- weargiymek, takmak
- weatherhava, hava durumu
- websiteweb sitesi
- Wednesdayçarşamba
- weekhafta
- weekendhafta sonu
- welcomehoş geldiniz
- welliyi, güzelce
- westbatı
- whatne
- whenne zaman
- wherenerede, nereye
- whichhangi, hangisi
- whitebeyaz
- whokim
- whyneden, niçin
- wifekarı, eş
- will-ecek, -acak
- winkazanmak, galip gelmek
- windowpencere
- wineşarap
- winterkış
- withile
- withoutolmadan, -sız
- womankadın
- wonderfulharika, muhteşem
- wordkelime, sözcük
- workçalışmak, iş
- workerişçi, çalışan
- worlddünya
- would-erdi, -ardı
- writeyazmak
- writeryazar
- writingyazı, yazma
- wrongyanlış
Y
Z
A1 kelimelerini ezberlemek yerine öğren
Uygulama seviyeni ölçer, kelimeleri unutmadan önce tekrar sorar. Her gün birkaç dakika yeter.